HOPA’DA POLİS ABLUKASI ALTINDA “YAŞAMAK İSTİYORUZ” EYLEMİ

banner100

30 Kasım 2020 Pazartesi

Ordu Üniversitesi Rektörü AKDOĞAN'dan ilginç FETÖ savunması

HOPA’DA POLİS ABLUKASI ALTINDA “YAŞAMAK İSTİYORUZ” EYLEMİ

CENGİZ HOLDİNG SİYANUR HAVUZLARI İÇİN KOLLARI SIVAMIŞ

26 Ekim 2020 Pazartesi 20:56
Bu haber 4467 kez okundu
HOPA’DA POLİS ABLUKASI ALTINDA “YAŞAMAK İSTİYORUZ” EYLEMİ
HOPA’DA POLİS ABLUKASI ALTINDA “YAŞAMAK İSTİYORUZ” EYLEMİ

Gençağa KARAFAZLI-

Hopa Halkevi üyeleri ülke çapında gerçekleştirilen “Yaşamak İstiyoruz” eylemi gerçekleştirdi.

Hopa Metin Lokumcu meydanında toplanan onlarca kişi eylem öncesi adeta Polis ablukası altına alındığı gözlendi.

Polisin eylemcileri abluka altına aldığı esnada çevreden birçok yurttaş ve esnaf alkışlarla eylemcilere destek verdi.

Eylemde Hopa Halkevleri adına basın açıklamasını Halkevi üyesi Handan Ustabaş yaptı.

YAŞANAN BİR FELAKETTE ÖLMEYE DEVAM EDİYORUZ

“Yaklaşık 8 aydır COVİD-19’un bir işçi sınıfı hastalığı hale getirildiği bir memlekette ölümle burun buruna yaşıyoruz. Bir yanımızda salgın hastalığın bulaşma riski diğer yanımızda salgınla birlikte saldırganlığı giderek artan neo liberalizm ve onun uygulayıcısı bir iktidar var.

Salgından kendimizi korumayı başarsak bile ya bir iş cinayetinde ya bir erkek şiddetinde ya da doğanın tahrip edilmesi sonucu yaşanan bir felakette ölmeye devam ediyoruz.

AKP PANDEMİ DÖNEMİNDE PARTONLARIN YANINDA

Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, yoksunluk, anti demokratik uygulamalar pandemi bahanesi arkasında giderek artmıştır. Pandemi bahanesi ile otoriter emek rejiminin adımları atılıyor AKP, pandemi döneminin başından beri çıkardığı yasa, yönetmelik ve KHK’larla patronların yanında olduğunu gösteriyor. İşçilerin payına ölüm, esnek ve güvencesiz çalışma, ücretsiz izin, kısa çalışma ödeneği, iş yüklerinin artması ve işsizlik düşerken patronların payına teşvikler, vergi indirimi, borçlarının ertelenmesi düştü. COVİD-19 işçilerin kaptığı bir hastalık değil patronların her şeyi fırsata çevirdiği bir salgın sürecine de dönüştü.

HASTANELERDE ÖLMEK İSTEMİYORUZ

Yeterince yaygın ve adaletli biçimde test yapılmıyor. Vatandaş test için özel hastanelere yönlendiriliyor. Hastanelerde yeterli düzenlemeler yapılmadığı için salgın hastalık dışında başka rahatsızlığı olan hastalar ne yeterince hizmet alabiliyor ne de ameliyat olabiliyor. Binlerce ameliyatlık hasta sağlığına kavuşabilmek için salgın sürecinin geçmesi için bekletiliyor

Sağlık çalışanları için yeterli koruma önlemi alınmıyor. Salgınla mücadele eden sağlık çalışanları hastalığı kaparak hayatlarını kaybediyor. Sağlık çalışanları arasında eşitsizlik oluşturuluyor. Bu sürecin en cefakar çalışanları olan sağlık çalışanlarının sorunları bir an önce çözülmelidir. Hem sağlık çalışanı hem hasta olarak hastanelerde ölmek istemiyoruz.

YOKSUL HALKIN ÇOCUKLARININ GELECEĞİ YOK EDİLİYOR

Eğitimde eşitsizlik ve adaletsizlik giderek derinleşiyor: Bu ülkenin bakanları ya özel okul, ya bir hastane ya da bir turizm acentesi sahibi.

Eğitimde ise eşitsizlik, adaletsizlik var. Parası olan eğitim hizmetlerinden yararlanabilirken yoksul halkın çocuklarının geleceği adeta yok ediliyor. Özel okullarda sağlanan koşullar devlet okullarında sağlanamadığı gibi EBA TV gibi uygulamalar da yürütülemiyor. İnternet ve tableti olmayan binlerce çocuk eğitim hakkından faydalanamıyor.. Bir tarafta çocukları diğer tarafta işten atılma korkusu insanları çaresiz bıraktı. Eğitim hakkından faydalanabilmek için çatılardan düşerek ölen çocukların olduğu bir memleket olduk artık.

PANDEMİ FIRSATA DÖNÜŞTÜ DOĞA KATLEDİLDİ

Salgın süreci doğanın yağmasını engelleyemedi: andemi koşullarında doğanın ve kentlerin talanı ve yağması ara verilmeden devam etti.

Pandemi başladığından bu yana 100’den fazla proje için ÇED onayı verildi. Bacası olmayan termik santraller halen zehir saçmaya devam ediyor. Kapatılması gereken termik santraller iktidar açısından adeta görünmez oldular.

CENGİZ HOLDİNG SİYANUR HAVUZLARI İÇİN KOLLARI SIVAMIŞ

Akkuyu’daki nükleer santral inşaatı ise işçilerin ölümleri göze alınarak devam ettiriliyor. Hukuken tıkanan projelerde Cumhurbaşkanı bizzat müdahale ederek şirketler için acele kamulaştırma yaparak köylülerin topraklarını gasp ediyor. Murgul’da Cengiz holding siyanür havuzları için yeniden kollarını sıvamış durumda. Siyanür havuzları ile bir kent bir il yok edilmeye çalışılıyor. .AKP iktidarı döneminde yağmalarına yağma katan Mehmet cengiz derhal elini Murgul’dan çekmelidir.

Murgul’da siyanür demek, Murgul’da Artvin’de Hopa’da ölüm demek

KADINLAR DAHA FAZLA TACİZ DAHA FAZLA ŞİDDETE UĞRUYOR

Salgın sürecini en zor kadınlar geçiriyor: Pandemide derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları daha da güvencesizleştiriyor.

Uygulanan gerici politikalar kadınlara daha fazla şiddet daha fazla taciz daha fazla ölüm olarak yansıyor. Her gün kadınlar genellikle en yakınları olan erkekler tarafından katlediliyor. Kadın katilleri iktidar tarafından ödül niteliğinde cezalarla korunuyor. Tacizciler, istismarcılar pandemi affıyla ceza evlerinden salınıveriyor, uzaklaştırma kararları uygulanmıyor.

KRİZİN FATURASI EMEKÇİLERİN SIRTINA YIKILIYOR

Emekçinin sırtındaki borç yükü artıyor: Yaşanan ekonomik krizin faturası emekçilerin sırtına yıkılıyor. Patronlar daha da zenginleşirken yoksulluk, açlık giderek artıyor. AKP’nin ekonomik krize karşı tek çaresi borçlanma. Memleketi uluslararası finans akbabalarına borçlandırırken halkı da bankalara borçlandırarak krizi daha da derinleştiriyor.




    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV