FLAŞH HABER MUÇEV VE DÖNEN FİLİMLER

banner100

29 Eylül 2020 Salı

Bakan böyle buyurdu “Bizim projelerimiz Ders olarak okutulacak projelerdir“

FLAŞH HABER MUÇEV VE DÖNEN FİLİMLER

KALKAVAN ŞİRKETİ TÜM KIYILARI PAZARLAYACAK KAZMAZ YANINDAYIM DİYOR

05 Eylül 2020 Cumartesi 17:58
Bu haber 7234 kez okundu
FLAŞH HABER  MUÇEV VE DÖNEN FİLİMLER
 MUÇEV VE DÖNEN FİLİMLER

GENÇAĞA KARAFAZLI-RİZE-ÖZEL HABER

Uzun bir süredir yazılı ve görsel basında Muğla sahillerinden başlayarak tüm Ege ve Akdeniz, hatta Marmara sahillerini, ormanlık alanlarını bakım ve onarım maskesiyle kiralayıp yağmaladığı öne sürülen sözde çevreci vakıf (Muğla Çevre Vakfı) MUÇEV’den bahsediliyor. İşin garibi çevreci vakıf görüntüsüyle çevreden rant sağlamakla suçlanan ilişkiler ağı içine kendini çevreci olarak lanse eden Rize CHP’den milletvekili adayı olan Av. Remzi Kamaz'ın da adının karışması…

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de çeşitli çıkar hesaplarıyla, sermayenin veya yer altı mafyasının halka şirin görünmek ve bu maskeyle birlikte işlerini daha kolay yürütmeleri için kurdukları fason sivil örgütler, dernekler ve vakıflar var. Ayrıca bu maskeleme işi bununla bitmiyor. Kuruluş amaçlarına uygun görünen ne varsa oradaki varlıklar bu çakma vakıf , şirket veya dernek tarafından ranta çevriliyor. 
Bu yapıların içinde bazı tanınmış hukukçuların bulunması ise dikkat çekici. Bu hukukçular da bu yapı içinde yer alarak hem kendilerini bu maskeye büründürüyor hem de ortaya çıkan büyük ranttan yararlanıyorlar.
 
MUÇEV VAKIF DEĞİL ŞİRKET

“Muçev Tur. Tic. Ltd. Şti. Muğla’ya Hizmet Vakfı ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığı ile 04.04.2014 tarihinde kurulmuş VAKIF görüntülü bir Ltd. ŞİRKET.

Sermayesinin %50’si Muğla Hizmet Vakfına, %50’si Türkiye Çevre Koruma Vakfına ait.
Şirketin Müdürler Kurulu Türkiye Çevre Vakfı adına Çevre Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı ve bir üye,Muğla’ya Hizmet Vakfı adına Muğla Valisi ve bir üyenin iştirakiyle toplam 4 kişiden oluşmakta ve elde edilen gelirler ortaklara eşit miktarda dağıtılmakta.

Belirtildiğine göre şirket,  - Akyaka, - Kadınazma, - Akbük koyu, - Ölüdeniz - Belcekız, - Kumburnu, - Çalış, - Şat Burnu, - Sarıgerme plajı, - Kız kumu, - Datça iskele plajı, - Datça Kargı koyu, - Bodrum Gümüşlük plajı, - Bodrum Bitez, - Datça Korubük, - Karaincir, - Marmaris - Karacasöğüt iskelesi, - Fethiye Kayaköy - Gemiler Koyu, - Datça Selimiye iskelesi - Göcek Fethiye Belediyesi yat bağlama iskelesi ve bölgedeki bazı ormanlık alanları kiralamış. Dünyaca ünlü turistik alan niteliği taşıyan Akbük Koyu’nda otopark alanı olarak da kullanılan, mülkiyeti Orman’a ait 25 dönümlük arazi de 20 yıllık işletme sözleşmesiyle MUÇEV’e verilmiş. Hedefi Ege ve Akdeniz hatta Marmara sahillerinin tümünü kiralamak olduğu belirtilen şirket bu alanlardan 2014-2018 yılları arasında 18 milyon 532 bin TL kâr elde etmiş. Ayrıca şirket içinde bazı paraların da iç edildiği belirtilmekte. O nedenle zimmete para geçirme iddiasıyla yargılananlar var.

KİRALAMA ANAYASAYA AYKIRI
Anayasa’nın 43. maddesi, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.” hükmünü; 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi de, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Hükmünü içeriyor.
Bu hükümler, çok açık biçimde, tüm yurttaşların kıyıları serbestçe yani, hiçbir kişi veya kurum tarafından sınırlamaya tabi ve izin almaya gerek olmaksızın kullanma hakkına sahip olduğunu ifade ediyor.
Yürürlükteki kıyı Kanunu ve uygulanmasına dair Yönetmelik’te de kıyı; kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan olarak tanımlanıyor. Yani, deniz, göl akarsu gibi suların, taşkın halleri dışında, olağan halde karaya değdiği noktaların birleştirilmesinden oluşan çizgi ile, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını oluşturan çizgi arasındaki bölge. Anayasa’da devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilen ve Kanun’da “(…) herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.” denilen bölgeler.
Özetle: kıyılar, her ne kadar devletin hüküm ve tasarrufu altındaysa da devletin (Hazine’nin) mülkiyetinde/malı değiller.
Bu nedenle, devlet, kıyılar üzerinde hüküm icra edip tasarrufta bulunurken, mülkiyetindeki bir mal üzerinde tasarrufta bulunmuyor. Tasarrufunun sınırı ve ne şekilde olması gerektiği, Anayasa’da ve Kıyı Kanunu’nda açık olarak belirtiliyor. Kamunun yararına ve kamu tarafından serbestçe kullanılması zorunluluğu ve mülk edinilemez oluşu nedeniyle, kıyıların kiralanamayacağı, idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın yerleşik kararlarıyla da kabul edilmiş bulunulmakta.

MUÇEP VE MUHALEFET TEPKİLİ
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) bu kiralamalara tepki göstererek sahillerin halkın özgür kullanımına açık olması gerektiğini belirtmekte. Platformun eş sözcüsü Güngör Erçil, kıyıların işgalini en önemli meselelerden biri olarak ele aldıklarını ifade ederek, MUÇEV meselesinin 2017 yılında Datça’da 4 adet kıyı alanında esnafla sözleşme imzalanması sonrası ortaya çıktığını köylüler ve kent konseyiyle birliktelik içerisinde bu şirket verilen yerlerle ilgili davalar açtıklarını ve bazı kiralamaları iptal ettirdiklerini açıklamakta. Oysa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı MUÇEV arasında yapılan sözleşmede, kullanım hakkı MUÇEV’e  verilen yerler için “alt kiralama yapılamaz” ibaresi yer almasına rağmen MUÇEV’in alt kiralama yaptığı görülmekte.
Ercil'in iddiasına göre MUÇEV kiraladığı bazı yerleri kendisi işletmiyor, başka derneklere kiralıyor, onlarda kimi kişilere kiralama yapıyor. Böylece halkın malı çeşitli taşeronların elinde ranta dönüşüyor, buralardan yararlanmak isteyen vatandaşlar soyuluyor.
Kiralanan yerlerin genellikle muhalif belediyelerin hizmet alanında olması ise dikkat çekici. Yani hizmeti yerel yönetimler, Belediyeler sağlıyor, bu hizmet üzerinden birileri rant elde ediyor.
O nedenle konu CHP’nin bölge Milletvekilleri tarafından birkaç kez TBMM Meclis gündemine getirildi.

MUÇEV TEPKİ ALINCA DEVREYE BİR BAŞKA FASON ŞİRKET GİRDİ. ŞİRKETİN ORTAKLARINDAN BİRİ DE AV.REMZİ KAZMAZ
Sahilleri, Kıyıları, Orman alanlarını koruma adına ortaya çıkan ve bu alanda sözde çevreci dernek vakıflar kurarak bu maskelemeler üzerinden hem yanlış işlerini aklamaya çalışıp, halka şirin görünme hesabı güden, hem de rant elde etmek isteyen bazı kuruluşlar da bu tartışmaları yakından takip etmekte. Adeta danışıklı dövüş gibi birbirleriyle entegre faaliyetler yürüten bu gibi kuruluşların kurucuları ve yöneticileri arasında her zaman dikkat çekici isimler yer almakta. 

İMUÇEV konusunda benzer iddalar var. MUÇEV’e tepki gösterilmesi üzerine Bakanlık, MUÇEV’in kiraladığı veya kiralamayı hedeflediği yerleri bir başka şirkete devrederek halkın tepkisinden kurtulmak isteyince devreye TURMEPA ve İMEAK giriyor. 
PEKİ BU KURULUŞLAR NEYİN NESİ?

TURMEPA, 8 Nisan 1994 tarihinde Rahmi M. Koç’un kurucu başkanlığında kurulmuş olan “Deniz Temiz Derneği.” Sözde çevreci bir kuruluş. Kurucuları arasında ilginç isimler var. Şu an ki başkanı AKP eski milletvekili, Zenginler kulübü denilen Büyük Kulübün Başkanı Gündüz Kaptanoğlu’ nun  kızı  Şadan Kaptanoğlu (Dikici) Kaptanoğlu’nun yansıra yönetimde iş çevrelerinden Tezcan YARAMANCI, İbrahim YAZICI, Turgut KONUKOĞLU, Ali GÜRÜN, Ali ÜLKER, Tamer KIRAN gibi kalbur üstü isimler var. Burada yer alan isimlerin bazılarının çevreye verdikleri zararlar nedeniyle zaman zaman medyada yer almış oldukları ise dikkat çekici.
https://www.turmepa.org.tr/hakkimizda/yonetim-kurulumuz

Kurucu ve Onursal Başkan Rahmi M. Koç’un Sarıyer Ormanı’nda 1 milyon 600 bin metrekarelik alanda ağaç katliamı gerçekleştirerek burada Koç Üniversitesini kurduğu ve çevreyi betonlaştırdığı çeşitli kez medyada dile getirilmişti. 

Bir başka kuruluş ise İMEAK. Yani İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgelerinde şubeleri bulunan Deniz Ticaret Odası. Bu odanın önceki yönetim kurulu başkanı Metin Kalkavan ve şimdiki Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran da TURMEPA’nın yönetim Kurulu üyeleri arasında yer alan isimlerden. Hatırlanacağı gibi bir dönem Çaykur Rizespor'un da Başkanlığını yapmış olan Metin Kalkavan’ın ismi MİLGEM ihalesi ve sonrasında ortaya çıkan tapelerde geçmiş. Kalkavan MİLGEM ihalesinin iptal edilmesinin ardından da yapılan 3 milyar dolarlık Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD) ihalesini kazanmıştı.
Metin Kalkavan aynı zamanda Rize’de şehrin ortasına kurulan ve içinde rezidansların da yer aldığı AVM’nin kurucu şirketin ortakları arasında yer almıştı. Av. Remzi Kazmaz da ayrıca bu şirketin içinde yer alan şirket müvekkili.

Genel anlamda değerlendirildiğinde tersaneleriyle, fabrikalarıyla, fabrika ve çeşitli işletmeleriyle çevreyi yok ettikleri, devletin yağlı ihalelerini aldıkları, iktidarlarla çeşitli ilişkiler içine girerek menfaat elde ettikleri öne sürülen birçok ismin Çevreyi Kollama, koruma gibi hedefleri olan Çevre Kuruluşları kurması veya bunların içinde bulunmaları bazı çevrelerce oldukça ilginç bir girişim olarak değerlendirilmekte.

AV.REMZİ KAZMAZ VE BU KURULUŞLARLA İLİŞKİLERİ
Rize ve çeşitli yerlerde bazı çevre sorunlarıyla yakından ilgili olduğu görünümü veren Av. Remzi Kazmaz, sermayedarların kurduğu bahse konu kuruluşların avukatlığını yürütmekte.
Kazmaz’ın konuyla ilgili olarak isimleri geçen sermayedarların özel şirketlerinin de müvekkilliğini yapıp yapmadığını bilmiyoruz. Bu konuda kendisinin yaptığı bir açıklama da yok.

MUÇEP’in  tepki gösterip dava ettiği bir dönemde

İşte bu iki kuruluş yani Av. Remzi Kazmaz’ın müvekkilliğini yürüttüğü TURMEPA ve İMEAK(DTO), sahilleri talan edip halka ait alanlardan rant ele ettiği için çevre halkının, kent konseylerinin ve çevre platformu MUÇEP’in  tepki gösterip dava ettiği bir dönemde Çevre bakanlığı tavsiyesiyle bir ticari şirket kurarlar. Kurulan bu şirketin adı “Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi’

Kâr amaçlı kurulan bu anonim şirketin kurucuları arasında Av. Remzi Kazmaz da yer almakta.
2016 yılında 5 milyon sermayeyle kurulan Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi’nin sermayesi Deniz Ticaret Odası tarafından sağlanmış. Şirketin yönetim kurulu ise bir hayli ilginç isimlerden oluşmakta. AKP eski Milletvekili Cengiz Kaptanoğlu’nun kızı Deniz Temiz Derneği (TURMEPA) Başkanı Şadan Kaptanoğlu Dikici, yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Milli Gemi ihalesine yönelik tapelerle tartışma yaratan Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halim Mete (Muğla Ak Parti İl Başkanı Kadem Mete'nin amcası ) Hürriyet Gazetesi Yazarı Yusuf Fatih Çekirge. Ayrıca, Tezcan Yaramancı, Ömer Faruk Miras ve İlker Meşe de yönetim kurulunda yer almakta.
Şirket yönetim kurulunda yer alan Av. Kazmaz aynı zamanda şirketi temsil yetkisi olanlar arasında.
 
KAZMAZ MASAYA OTURDUK 
İşte Bakanlık tavsiyesiyle kurulan bu şirket MUÇEV’e oluşan tepkileri dikkate alan Bakanlığın yönlendirmesiyle bu yerleri devralmak için MUÇEV’in de yer aldığı bir toplantıda masaya oturuyor. Konuyu şirketin kurucuları arasında yer alan Kazmaz, kendi paylaşımında şöyle açıklıyor: “"Bakanlıklar tarafından müvekkil şirket DTO ve TURMEPE ya getirilen bir öneri doğrultusunda bakanlık düzeyinde masaya oturulup özellikle Muğla Sarıgerme başta olmak üzere turistik alanların SOSYAL SORUMLULUK proje doğrultusunda 2017 yılında bir konuşma ile başlayan kıyılarda koylarda başta  MUÇEV VE DÖNEN FİLİMLER aracılığıyla denizin temizlik ve korunmasına yönelik çalışma daha sonra aynı bölgede Bodrum Marmaris Fethiye'de şubeleri bulunan DTO ile işbirliğine gidilerek sadece BİR YILLIĞINA hizmet amaçlı bir sosyal sorumluluk projesi doğrultusunda Bakanlık düzeyinde tartışmalar sürerken araya giren MUÇEV in bu anlaşmadan Etik ve ahlaki olarak bizim kurumuza uygun olmayan talepleri olunca DTO ve TURMEPA olarak bu projeden çekildiğimizi bakanlığa bildirdik…

KAZMAZ RANT YERLERİNİ ALMAK İSTEMİŞ ANCAK ANLAŞAMMIŞLAR
Buraları işleten Muçev in piyasada çok olumsuz isminin ve kepaze ilişkilerini öğrenince Muçev yöneticileriyle tartıştık. Ayrıca onların etik ve ahlaki olmayan bazı tekliflerine hayır deyince aramızda yaşanan olumsuzlukları onların bağlı olduğu bakanlık ve valiliğe bildirerek hiç başlamadan bu ilişkimizi tek taraflı bitirdik ."  
Yani, Bakanlık tavsiyesiyle Muçev ile aynı masaya oturan “Deniz, kıyı, Çevre Yönetimi AŞ.”MUÇEV’den bu rant yerlerini devralmak istemiş, ancak şartlarda anlaşamamışlar.

Öte yandan Metin Kalkavan da süreç içinde Bodrum’da yaptığı açıklamada “Geçtiğimiz yıl bu aylarda başladığımız bir konuşmayla Kıyı Yapı A.Ş. diye bir firma kurduk. Deniz Ticaret Odası’nın yüzde yüz sahipliğinde olan bir firma kurduk ve Çevre Bakanlığı ile anlaştık. 17 Mayıs’ta Muğla Çevre Vakfı üzerinden devir protokolü yaparak 84 koyun yönetimini biz alacaktık. “ diyerek amaçlarını açıklamıştı.

KAZMAZ SERMAYE SAHİPLERİNİN ŞİRKETİNE NEDEN YER ALIDI? 
Şimdi AV. Kamaz'a sormak gerek; MUÇEV’le masaya oturup neleri pazarlık yaptınız, onlarla anlaşamadığınız şeyler neler, sizler ne teklif ettiniz onlar nelerde diretti?

Kendini Çevreci diye tanıtan Kamaz'ın çevre üzerinden rant sağlama işi açık olan bu oluşumdan beklentisi ne? Bu sermaye sahiplerinin kurduğu şirkette yer almasının amacı ne?

Öte yandan geçtiğimiz günlerde bazı yayın organlarında 'Muğla'nın koylarının ve kıyılarının MUÇEV ( Muçev Turizm Ticaret Ltd. Şti. ) eli ile (İMEAK Deniz Ticaret Odası tarafından kurulan) Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi AŞ'ye devredileceği' yolundaki haberlerin yer alması üzerine şirketin temsilcisi Av. Kazmaz bu haberleri yalanladı. Ancak, Muğla Çevre Platformu MUÇEP, bu iki şirketin perde arkasındaki iş birliğinin devam ettiğini öne sürdü ve Muğlalılar olarak ciddi bir tehditle karşı karşıyayız açıklamasında bulunarak şunları söyledi.; 

KALKAVAN ŞİRKETİ TÜM KIYILARI PAZARLAYACAK KAZMAZ YANINDAYIM DİYOR
"Belli sayıdaki kıyılarımız zaten MUÇEV adında bir şirket tarafından pazarlanmaktayken, varlık sebebi olan kıyı tahsislerinin hukuksuzluğu yargı tarafından tescillenmiş olan bu şirketi ikame etmek üzere kurulan, Sayın Metin Kalkavan ’ın patronu olduğu DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM A.Ş, artık belli sayıda değil, tüm kıyılarımızı pazarlayacak.
Sözde çevreci Remzi kazmaz ise dün gece bir internet haber sitesinde Metin Kalkavan’ı göklere çıkarıyor. Onun adım attığı her yere adım adım atarım diyor
 
Ana sözleşmesine bakılırsa, bu şirket sadece Muğla’nın değil; tüm Türkiye’nin kıyı ve deniz alanlarına göz dikmiş gözüküyor. Üstelik bunu küresel finans ve sermaye kuruluşlarıyla beraber yapmak istiyorlar…Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlanan şirket sözleşmesini okusun herkes. Kuruluş sermayeleri 5 milyon TL.’dir! DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM A.Ş., doğal varlıklarımızın özelleştirilmesi, sermayeye dönüştürülmesi sürecinde aktif rol oynamak, ortaya çıkacak ranttan aslan payını almak istiyor. Senaryonun, asıl projenin farkındayız. Tabiatı mevduata-sermayeye çevirmek isteyen her türlü girişime karşıyız. Kıyıların yönetiminde yerel yönetimleri ve sivil toplum örgütlerini dışlayan her girişim, bir kötü yönetim örneği olmaya mahkumdur. Anayasa’da ve Kıyı Kanunu’nda yer alan kıyıların herkesin kullanımına açık olduğu temel ilkesini dikkate almayan her girişim, hukuk dışı ve kamunun ortak menfaatlerine karşı bir girişim olacaktır. MUÇEP (Muğla Çevre Platformu) olarak; MUÇEV LTD. ŞTİ., DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM A.Ş., gibi şirketlerin kıyılarımızı temelde kâr kaynağı olarak gören faaliyetlerin i takibe alacağımızı, yanlış iş ve işlemlerine karşı idari-adli her türlü mücadeleyi yürüteceğimizi, kamuoyunun bilmesini isteriz.”

DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM AŞ. NEYİ BEKLİYOR
Geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı düzenleyerek ortağı olduğu DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM A.Ş adına açıklama yapan Av. Remzi Kazmaz, MUÇEV’in elindeki yerlerin şirketlerine devredildiği yönündeki haberleri yalanlamış, yapılan haberlerde eskiye dayalı bir toplantının yeni gibi gösterildiğini söylemişti. Kazmaz, ayrıca şirketlerinin o gün bugün herhangi bir faaliyetlerinin olmadığını belirtmişti.

Kazmaz'a sormak gerek; 5 Milyon sermayeyle kurulmuş olan ve 4 yıldır faaliyet göstermediği için sermayesi erimekte olan bu şirket neden kendisini fesh etmiyor, neyi bekliyor?
Bu konuda şu ana kadar Kazmaz’ın herhangi bir açıklaması yok. Ancak konuyu yorumlayanlar, MUÇEV’in  15 sözleşmesinin sona erdiğini, Çevre Bakanlığının yeni dönem için DENİZ KIYI VE ÇEVRE YÖNETİM A.Ş ile masaya oturacağını ve yeni dönem işletme hakkını bu şirkete vereceği yönünde.
Olayın takipçisi olan bizler konuyu takip etmeye devam edecek ve kimlerin rant adına kılıktan kılığa girdiğini deşifre etmeyi sürdüreceğiz.

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV