HDP’li vekiller cezaevinde Ayhan Bilgen’le ne konuştu

banner100

04 Aralık 2020 Cuma

Ordu Üniversitesi Rektörü AKDOĞAN'dan ilginç FETÖ savunması

HDP’li vekiller cezaevinde Ayhan Bilgen’le ne konuştu

HDP’nin tutuklu Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in açıklamalarını değerlendirdi.

26 Ekim 2020 Pazartesi 11:02
Bu haber 5174 kez okundu
HDP’li vekiller cezaevinde Ayhan Bilgen’le ne konuştu
 HDP’nin eş genel başkanı Mithat Sancar, HDP’nin tutuklu Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in açıklamalarını değerlendirdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Kobani olaylarına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklanan ve yerine kayyım atanan eski Kars Belediye Başkanı HDP’li Ayhan Bilgen sosyal medya hesabından açıklama yapmıştı.

“HDP tersine Türkiyelileşme yaşıyor” diyen Bilgen, İmralı ve Kandil'in HDP'ye müdahalesine tepki göstermişti.

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Mithat Sancar, Ayhan Bilgen ile HDP’Li vekillerin görüştüğünü belirtip disiplin soruşturması sürecinin işletilmeyeceğini ifade etti.

Sancar, “Ayhan Bilgen parti hukukunu ihlal etmiş değildir. Görüşlerini ifade etmiştir. Bu süre zarfında kendisiyle doğrudan diyaloğumuz da oldu; grup başkanvekilimiz ve bir milletvekili arkadaşımız kendisiyle görüştüler. Amacının partiyi daha ileriye taşıyacak bir tartışmaya vesile yaratmak olduğunu söyledi” dedi ve ekledi:

“Elbette farklı konularda görüşlerini kamuoyuna açıklayabilir. Fakat partinin işleyişi, programı ve politikalarıyla ilgili değerlendirmeyi sosyal medya üzerinden değil, doğrudan kurullarımıza iletmek yoluyla yapması daha doğru olur. Nitekim milletvekili arkadaşlarımız kendisiyle görüştüğünde bu konuda mutabık kalındı. Bu, bizim diğer tutuklu arkadaşlarımızla ilgili de esas almayı tercih ettiğimiz çerçevedir.”

Mithat Sancar’ın röportajından dikkat çeken bölümler şöyle:

- Eleştiriler üzerinden gidelim o zaman... HDP, tersine Türkiyelileşme yaşıyor mu?

Türkiye partisi olma, Türkiyelileşme, HDP’nin kuruluşundaki temel noktalardan biri. Neden “partinin kuruluşu” diyorum, çünkü 30 yıllık geleneğimiz içerisinde daha önce kurulmuş başka partiler de var. Bu geleneğin büyük bir kısmını devraldık ama biz yeni bir partiyiz. HDP, mesela HADEP veya BDP ile aynı değildir; içerisinde geleneğini devraldığı partilerden elbette unsurlar var; ama farklılaştığı noktalar da.

- Türkiyelileşmeye nasıl bağlayacaksınız?

Asıl farklılaştığımız noktaysa şu: Bundan önceki partiler görece daha homojen, Kürt siyasal geleneğine dayalı partilerdi ve bu partiler ihtiyaç dahilinde seçimlerde ittifaklara giriyorlardı. HDP öncesinde geçici ittifaklar ile ilerleyen ilişkiler, HDP ile bileşen hukuku çerçevesinde kalıcı hale geldi. HDP, Türkiye’nin Kürt siyasal geleneği ile sol, sosyalist, demokrat, muhafazakâr demokrat geleneklerini ve bağımsız bireyleri kendi örgütsel yapısının birer unsuru haline getirdi. Türkiyelileşme mevzusunda bu yeni model çok temel bir göstergedir: Türkiye’nin bütün halklarının ve inanç gruplarının kendilerini bizatihi var ettikleri, ülkenin tamamında faaliyet gösteren ve Türkiye’nin tüm sorunlarına çözüm üreten bir parti olmak... Bunlar bizim yola çıkışımızda çok önemli noktalardır.

- Bilgen de şöyle diyor: “Şimdi daha net görüyorum. Kürtlerin siyaset yapma tarzı değişmedikçe devletin Kürt siyaseti değişmiyor. Devletin Kürt siyaseti değişmedikçe Kürtlerin siyaset biçimi, kalıpları ve tarzı değişmiyor. Bu kısırdöngüden çıkışın yolu sahici ittifaklardır” diyor. Nasıl değerlendirirsiniz?

Bu ifade bana soyut geliyor. Ayhan Bilgen arkadaşımız keşke burada olsaydı, tutuklanmasaydı da ben de kendisine neyi kastettiğini sorabilseydim. Bu iddiaları bu şekliyle yorumlamayı faydalı bulmuyorum.

- “Sahici ittifak” diyor...

Sahici ittifakın ne olduğunu da bilmiyorum. Bir ittifak politikamız var, çeşitli ittifaklar da deniyoruz, üstelik bana göre bunlar sahicidir de. Hatırlarsanız eş genel başkan seçildikten sonra ilk röportajımı size vermiştim ve o zamandan beri ittifak programımızı adım adım geliştiriyoruz. Biz, “demokrasi ittifakı”nı toplumsal bir zeminde kurmaya çabalıyoruz. Bu gidişattan rahatsız, derdi adalet, demokrasi, eşitlik, barış olan çevrelerin birlikte hareket etmenin bir yolunu bulabilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve biz bu yolları inşa etmek için çalışıyoruz. Partilerle ittifak meselesi, seçime yönelik bir meseledir. Bütün muhalefet partileriyle diyaloğa hazırız. Önşart koşulmamasından başka da bir önşartımız da yok. Yani tek şartımız önşartsızlıktır.

- Pervin Buldan’ın kongrede muhalefete yaptığı “samimiyet” çağrısına geliyoruz bu noktada aslında. Bilgen’in sözü de buna bir cevap gibi... “Hem müdahaleden bahsedip hem Kandil ve İmralı için pozisyon belirlemeye çalışmak, kendi pozisyonunun gereğini yapmamakla ilgili bir handikaptır.” dedi. HDP, Kandil ve İmralı için pozisyon mu belirliyor?

Doğrusu Ayhan Bilgen’in tam olarak ne demek istediğini bu cümlelerden hareketle çıkaramıyorum. HDP’nin İmralı ve Kandil’e göre pozisyon belirlediğini söylemek haksızlıktır. İktidar bunu, bizi ve siyasal ortamı terörize etmek için zaten yapıyor. İyi niyetli yaklaşımlarda bu kadar muğlak bir ifadenin problem yarattığı kanaatindeyim. Kongreden bu yana pek çok program açıkladık. Bunların hepsi bu parti binasında, parti yönetimindeki arkadaşlarımızla yüz yüze hazırlandı.

- Kandil ve İmralı’da değil diyorsunuz?

Elbette.

- Açık konuşalım: Bugün Türkiye’de HDP kilit bir parti ama kimse sizinle açıktan ittifak yapmıyor, yapamıyor. Kandil ve İmralı etiketiyle ilgili değil mi bu?

HDP’yle ilgili değerlendirmeler yapılırken iktidar temsilcilerinin, medyasının açıklamaları ve yorumlarını esas almak büyük yanlışlıktır. Bizimle diyalog kurmak en sağlıklı yoldur. Bu diyaloğu, bizim her konuda haklı olduğumuzu iddia edeceğimiz bir yol olarak da görmüyoruz. Böyle bir diyalog oluşmadığında sonuç şuna varıyor: İktidar bir çerçeve yaratıyor ve HDP’yi bu çerçeve dışında tartıştırmak istemiyor. Muhalefet de maalesef bu çerçeveye mahkûm oluyor.

HER SEÇENEĞE HAZIRLIKLI OLMAK GEREKİR

- HDP’yi kapatma girişimi bekliyor musunuz?

Doğrusu bu konu, bizim bekleyip beklemememizle açıklanacak bir mesele değil. Kapatma davası nasıl açılır? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçer, Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açılır. İktidarın yargı üzerindeki kontrolünü ve etkisini biliyoruz. Eğer iktidar isterse kapatma davası açtırır, istemezse açtırmaz.

- Bir B planınız var mı?

Her seçeneğe hazırlıklı olmak gerekir. Biz gereken hazırlıkları yapıyoruz. Tabanımızın da demokrasi talebi olan bütün insanların da rahat olmasını isteriz. HDP, demokratik dönüşüm mücadelesinden bir an bile vazgeçmeyecek, her şarta göre bir yol buluruz.

KİMSEYLE PAZARLIK YAPMADIK

- İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, 31 Mart’ta HDP ile İYİ Parti’nin örtülü ittifak yaptığını söyledi, yaptınız mı?

Hayır, doğru değil. Biz, kimseyle oturup pazarlık yapmadık. Belediye başkan adayı paylaşımı, belediye meclis üyeliği paylaşımı vb. üzerine konuşmadık. Bizim bir stratejimiz vardı. Bu stratejimize göre davrandık. Asıl diyalog tabanlarda oldu.

ERGENEKON DAVASINI KASTETMEDİM

- Geçen gün bir açıklama yaptınız, “AKP’nin milliyetçi, Ergenekoncu, Susurlukçu ve ulusalcı bir koalisyona dayandığını” söylediniz. Ergenekon kumpası bu ülkede hassas bir konu... Dolayısıyla tepki gösterenler oldu...

Benim Ergenekon davasını kastetmediğim çok açık. Bunu anlatmaya gerek bile duymam. Adını anmak istemediğim kişilerin o davalar sırasında gözaltına alınmasına, yargılanmasına hoca olarak da yazar olarak da en net tepkileri vermiş biriyim. Bu davalarda artık başka hedeflerin devreye girdiğini gördüğüm anda yazdığım çok sayıda yazı var. Ancak Türkiye’de faili meçhullerden köy yakmalara ve köy bombalamalara, asit kuyularından helikopterli işkencelere varana kadar pek çok insanlık suçunun işlendiği de bir gerçek. Bunları kimin yaptığını, bu suçların hangi örgütlenmeler ve mekanizmalar içerisinde işlendiğini açığa çıkarmak insanlık açısından asgari bir talep ve gerekliliktir. O dönemin sorumlularının epeyce bir kısmının bu iktidar döneminde aktif görevlerde tutulduğu da bu suçlarla ilgili açılmış davaların tek tek sonuçsuz bırakıldığı da biliniyor. Benim “Ergenekon” derken asıl kastettiğim buydu. Yoksa daha sonra kumpasa dönüşen, cemaat yargısının kendi hesapları için devreye soktuğu yargılamalar değil... Şimdi ben herkesten adalet adına samimiyet bekliyorum. Aynı hassasiyetleri KCK davaları için bekliyorum. 15 Temmuz sonrası Cumhurbaşkanlığı sitesinde kumpas davaları sıralanırken Balyoz ve Ergenekon davalarının yanında KCK davası da yazılıydı.

- Öyle mi?

Evet, bunu da herkes biliyor aslında. Selahattin Demirtaş davası da dahil pek çok eski yöneticimiz ve milletvekilimizle ilgili davaların neredeyse tamamının cemaat yargısınca yürütüldüğü de biliniyor. Kobani protestoları gerekçesiyle yürütülen operasyonların da birer kumpas olduğunu görmek lazım. Olaylardan 6 yıl sonra böyle operasyonlar düzenleniyorsa bunun geçmişteki kumpas davalarını yürüten zihniyetten ve onların kullandığı yöntemlerden farkı ne? Buna neden itiraz edilmiyor?

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV