Press In Arrest Eylül 2020 Basın Özgürlüğü Raporu

banner100

05 Aralık 2020 Cumartesi

Ordu Üniversitesi Rektörü AKDOĞAN'dan ilginç FETÖ savunması

Press In Arrest Eylül 2020 Basın Özgürlüğü Raporu

Eylül ayında; en az 7 ilde görülen 38 basın davasında, 20’si kadın en az 64 gazeteci yargılandı. Gazeteciler; haklarında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve en az 376 yıl 11 aydan 970 yıl 10 aya kadar hapis cezası talep edilen davalarda yargılandı.

02 Ekim 2020 Cuma 19:06
Bu haber 6223 kez okundu
Press In Arrest Eylül 2020 Basın Özgürlüğü Raporu

Eylül ayında; en az 7 ilde görülen 38 basın davasında, 20’si kadın en az 64 gazeteci yargılandı.

Gazeteciler; haklarında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve en az 376 yıl 11 aydan 970 yıl 10 aya kadar hapis cezası talep edilen davalarda yargılandı.

Derleyen: Sinan TARTANOĞLU

Gazetecilerin ve dolayısıyla toplumun, basın ve ifade özgürlüğü neredeyse her gün; emniyette veya savcılıklardaki sorgu odalarında, cezaevlerinde, adliye koridorlarında ve mahkeme salonlarında ihlal ediliyor.

Bir günde altı gazetecinin yargılandığı da oluyor, bir gazetecinin üç kez hakim karşısına çıktığı da…

Gazeteciler, savunmalarını; tutuklu olarak yargılandıkları cezaevinden, bazı davalarda neredeyse her duruşmada değişen mahkeme heyetlerine karşı, ekranlar ve kameralar (SEGBİS) aracılığı ile yapmak zorunda kalıyor.

Duruşma salonunda savunma yapabilenler ise haklarını; polislerin veya özel güvenlik görevlilerinin gözetiminde arıyor.

Salonlar, Koronavirüs salgını gerekçe gösterilerek basına veya gözlemcilere kapatılıyor.

Tüm bunlar, “adil yargılanma hakkının ihlali” olarak raporlanıyor.

Eylül ayında; en az 7 ilde görülen 38 basın davasında, 20’si kadın en az 64 gazeteci yargılandı.

(İsmail Yıldız, Erdal Güven, Semin Sezerer, Selman Keleş, Arif Aslan, Uğur Koç, Mustafa Kömüş, Aydın Keser, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Erk Acarer, Ferhat Çelik, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, İnan Kızılkaya, Engin Korkmaz, Pınar Gayıp, Semiha Şahin, Onur Emre Yağan, Müyesser Yıldız, Pelin Ünker, Ahmet Sever, Hakan Dirik, Gülsün Altan, Kadır Cesur, Koçali Özipek, Nahide Aslan, Serdar Altan, Sibel Eren, Mustafa Gökkılınç, İdris Sayılgan, Arafat Dayan, Hayri Demir, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu, Canan Coşkun, Can Uğur, Ali Açar, Aziz Oruç, Ferhat Parlak, Can Dündar, Hüseyin Aykol, Sabiha Temizkan, Reyhan Çapan, Havva Cuştan, isminaz Temel, Çiğdem Toker, Fatih Portakal, Zehra Özdilek, İnan Ketenciler, Derya Okatan, Ersin Çaksu, Olgun Matur, Kenan Baş, Cihat Ünal, Osman Yakut, Özkan Mayda, Ömer Özdemir, Serhat Şeftali, Hasan Yavaşlar, Ali Orhan, Durket Süren.)

7 gazeteci (İsmail Yıldız (Rawin Sterk), Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Müyesser Yıldız, Mustafa Gökkılıç, Aziz Oruç) tutuklu olarak hakim karşısına çıktı. Bunlardan ikisi kadın gazeteciydi.

Gazeteci Müyesser Yıldız, hakkında açılan bir başka soruşturma kapsamında, iddianamenin yazılmasını yaklaşık üç aydır tutuklu olarak beklerken; bir başka dava kapsamında yargılandı.

Gazeteciler İsmail Yıldız (bilinen adıyla Rawin Sterk), Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel ve Mümtazer Türköne tutuklu olarak yargılandıkları hapishaneden tahliye edildi.

Mustafa Gökkılıç ve Aziz Oruç’un ise bu ay görülen duruşmalarında tutukluluk hallerinin devam etmesine karar verildi.

Eylül ayında;

Yargılanan gazetecilere 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 970 yıl 10 aya kadar hapis cezası istendi

  • Gazeteciler; haklarında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve en az 376 yıl 11 aydan 970 yıl 10 aya kadar hapis cezası talep edilen davalarda yargılandı.

  • 3 gazeteci hakkında açılan tazminat davalarında, davacılar, gazetecilerden toplamda 340 bin TL manevi tazminat talep etti.

6 gazeteci birden farklı davada yargılandı

  • Gazeteciler Ahmet Sever ve İnan Kızılkaya hakkında açılan üç ayrı davada; gazeteciler Can Dündar, Aziz Oruç, Erk Acarer ve Zana Bilir Kaya hakkında açılan iki ayrı davada yargılandı.

13 davaya, ilk kez savcılar da katıldı

  • Gazetecilerin yargılandığı 38 davadan 21’i ağır ceza mahkemesinde, 13’ü asliye ceza mahkemesinde, 3’ü ise asliye hukuk mahkemesinde görüldü.

2020-2021 Adli Yılı’nın başlamasıyla birlikte adliyelerde daha önce kaldırılan bir uygulamaya geri dönüldü. Buna göre; savcıların asliye ceza mahkemeleri yargılamalarına katılmalarının önü açıldı. Asliye ceza mahkemelerinde görülen 13 ayrı davada yargılanan 15 gazeteci sadece hakim karşısında değil, duruşma savcıları karşısında da basın ve ifade özgürlüklerini savunmak zorunda kaldı. Tıpkı, ağır ceza mahkemelerinde olduğu gibi; duruşma salonlarında hakim kürsüsüyle eşit seviyede oturan savcılar karşısında…

10 gazeteci bu ay ilk kez hakim karşısına çıktı

  • Eylül ayında; üç gazetecinin (İsmail Yıldız (Rawin Sterk), Fatih Portakal, İnan Ketenciler) yargılandığı üç davada ilk duruşma görüldü.

  • 6 gazeteci (Erdal Güven, Semin Sezerer, Onur Emre Yağan, Ali Açar, Can Uğur, Canan Coşkun) ise Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler nedeniyle, görülmeden ertelenen duruşmaların ardından ilk kez hakim karşısına çıktı.

Yargılamaların aleniyeti en az 10 kez ihlal edildi

  • Koronavirüs pandemisi, gazeteci yargılamalarını da etkiledi. 13 gazetecinin yargılandığı 9 davada, gözlemciler; hakimler tarafından “Koronavirüs salgını” gerekçe gösterilerek duruşma salonuna alınmadı. Duruşmalara sadece yargılanan gazeteciler ve avukatları alındı.

  • Gazeteci Mustafa Gökkılıç’ın yargılandığı ve kamuoyunda “’MİT Kumpası’ Davası” olarak bilinen davada, mahkeme, ilk duruşmada, yargılamanın; “kamu güvenliği ve milli güvenliği tehlikeye düşürecek hususların ortaya çıkabileceği” iddiasıyla kapalı olarak yürütülmesine karar vermişti. Karar, Eylül ayında görülen ikinci duruşmada da uygulandı.
    Böylece 14 gazetecinin yargılandığı 10 dava, kamunun gözetiminden uzak yürütüldü.

5 duruşma polis veya güvenlik gözetiminde görüldü

5 gazetecinin yargılandığı 5 davanın, Eylül ayında görülen duruşması; polis veya özel güvenlik görevlilerinin gözetiminde görüldü.

  • Gazeteci İdris Sayılğan’ın; “zincirleme şekilde; basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ile yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Bir polis memuru, duruşma boyunca mahkeme salonundaydı.

  • Gazeteci Hayri Demir’in; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propaganda yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşmasında, hakim; koronavirüs pandemisini gerekçe göstererek hiçbir gözlemciyi duruşma salonuna almadı. Beşi sivil, altı polis duruşma öncesinde ve duruşmanın sonlanmasına kadar duruşma salonunun kapısında bekledi.

  • Gazeteci Ferhat Parlak’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması üç sivil polis tarafından takip edildi.

  • Gazeteci Durket Süren’in, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması da iki sivil polis tarafından izlendi.

  • Gazeteci Fatih Portakal’ın, “bir bankanın itibarını kırmak, şöhretine ya da servetine karar vermek” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması öncesinde, mahkeme salonunun önüne özel güvenlik görevlileri çağrıldı. Hakim, duruşmayı; sadece dört gazetecinin/gözlemcinin takip etmesine izin verdi. Ancak, özel güvenlik görevlisi duruşma boyunca salondaydı.

2 gazeteci SEGBİS ile savunma yaptı

  • Tutuklu olarak yargılanan gazeteciler İsmail Yıldız (Rawin Sterk) ve Aziz Oruç, yargılandıkları duruşmalara, bulundukları hapishaneden SEGBİS üzerinden katıldı. Sistem; özellikle gazetecilerin özgürlükleri ile ilgili önemli kararların verileceği duruşmalarda “yüz yüze yargılama ilkesinin” zedelenmesine yol açtığı için eleştiriliyor. Örneğin, Aziz Oruç, yargılandığı bir davanın duruşmasında, savunmasını; bulunduğu hapishaneden SEGBİS aracılığı ile yapmak zorunda kaldı ve mahkeme Oruç’un tutukluluk halinin devam ettirilmesine karar verdi.

En az 13 davada mahkeme heyeti değişti

  • Gazetecilerin yargılandığı 38 davadan en az 13’ünde, mahkeme heyetinin, bir önceki duruşmayı gören heyete göre değiştiği gözlemlendi. Davalarda daha çok, üye hakimlerin değiştiği görüldü. İki davada da bir önceki duruşmaya göre duruşma savcısı değişti.

Tutuklu olarak yargılanan gazeteci Aziz Oruç’un duruşmasını gören mahkeme heyeti ise bir önceki mahkeme heyetine göre tamamen değişmişti. Oruç; tutuklu bulunduğu hapishaneden, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığı ile katıldığı duruşmada, karşısında tamamen değişmiş bir heyet gördü. Heyet, Oruç’un tutukluluk halinin devam ettirilmesine karar verdi.

2 gazeteci ilk kez bu iddialar karşısında savunma yaptı
İki gazeteci; son iki yılda hiçbir gazetecinin karşı karşıya kalmadığı suçlamalar karşısında savunma yaptı.

  • Gazeteci Fatih Portakal, Bankacılık Kanunu uyarınca “bir bankanın itibarını kırmak, şöhretine ya da servetine zarar vermek” ile suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ve bin günden iki bin güne kadar adli para cezası talep edildi.

  • Gazeteci İnan Ketenciler ise Türk Ceza Kanunu uyarınca, “kişisel verileri ele geçirmek veya yaymak” ile suçlandı. Hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası istendi. Bu iddianamenin kabulü ile başlayan yargılamanın ilk duruşmasında, hakkındaki suçlamanın değiştirilmesine karar verildi. Bu kez, “soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses ve görüntüleri yetkisiz olarak kayda almak veya nakletmek” ile suçlandı.

Suçlamalar 5 farklı kanuna dayandırıldı
Eylül ayında, en az 64 gazeteci 5 farklı kanun kapsamındaki suçlamalar karşısında yargılandı. Gazetecilere Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nun yanı sıra MİT Kanunu, Bankacılık Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’ndan belirlenen suçlamalar yöneltildi. Gazetecilerden bazıları, birden fazla kanun karşısında suçlandı.

  • 54 gazeteci Türk Ceza Kanunu, 45 gazeteci Terörle Mücadele Kanunu’nun çeşitli maddeleri uyarınca suçlandı.

  • 43 gazeteci hakkındaki suçlama ise hem Terörle Mücadele Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu maddelerine göre oluşturuldu.

  • 7 gazeteci hakkında Türk Ceza Kanunu ve MİT Kanunu maddeleri uyarınca hapis cezası talep edildi.

  • 1 gazeteci Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca, 1 gazeteci ise Bankacılık Kanunu’nu ihlal ettikleri iddiasıyla yargılandı.

  • 3 gazeteci, haklarındaki manevi tazminat davalarında yargılandı.

24 gazeteci ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçlaması karşısında savunma yaptı

  • Eylül ayında gazeteciler en çok, Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlaması karşısında hakim karşısına çıktı.

  • 24 gazeteci hakkında bu iddiayla açılan yargılamalar devam etti. Bir gazeteci (İsmail Yıldız (Rawin Sterk) bu iddia karşısında tutuklu olarak yargılandı.

21 gazeteci ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması ile yargılandı

  • Eylül ayında 21 gazeteci ise Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması kapsamında yargılandı. Bu yargılamalarda, 5 gazeteci hakkındaki “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla istenen hapis cezasının, “suçun, basın ve yayın yoluyla işlendiği” iddiasıyla yarı oranında arttırılması istenmişti. Altı gazeteci hakkındaki “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının “zincirleme şekilde işlendiği” öne sürülmüştü. Bu, altı gazeteci hakkında zaten yarı oranında arttırılan hapis cezası isteminin, dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi. Eylül ayında gazeteciler, bu suçlamalarla ve katlanarak arttırılan hapis cezası istemleri karşısında savunma yapmak durumunda kaldı.

15 gazeteci hakkında istenen cezanın arttırılması istenmişti

  • Hakkındaki yargılamanın Eylül ayında devam ettiği, toplamda 15 gazeteci hakkında istenen hapis cezası taleplerinin, “suçlamanın zincirleme şekilde işlendiği,” “hakaret suçlamasının alenen” işlendiği gibi iddialarla arttırılması istenmişti.
    Bu çerçevede, Press in Arrest raporlarında sık sık vurgulandığı gibi, Eylül ayında 15 gazeteci; “zincirleme suç,” “basın ve yayın yoluyla işlenen suç,” “alenen işlenen suç” gibi iddialarla “nitelikli hale getirilmiş” suçlamalar kapsamında, basın özgürlüğünü savundu.

Çeşitli suçlamalar

  • Öte yandan, Eylül ayında; 7 gazeteci “gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla,” 6 gazeteci “MİT Kanunu’nu ihlal etmekle,” 5 gazeteci “devletin askeri teşkilatını alenen aşağılamakla,” 5 gazeteci “kamu görevlisine alenen hakaret etmekle,” 5 gazeteci ise “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle” suçlandıkları yargılamalarda hakim karşısındaydı.

Veri analizinin ötesinde, Press in Arrest ekibi; takip ettiği duruşmalarda şunları raporladı:

Dündar’ın mal varlığına el koyma süreci başlatıldı: Kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla…

  • Gazeteci Can Dündar hakkında devam eden ve kamuoyunda, “MİT Tırları Haberi Davası” olarak bilinen yargılamanın 18. duruşması, 18 Şubat 2021’de görülecekti. Ancak, duruşma takvimi öne çekildi. 17 Eylül 2020 tarihinde görülen duruşmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 8 Eylül 2020 tarihinde, mahkemeye; bir dilekçe sunduğu açıklandı. Savcılık, Dündar hakkında; “kaçak sayılma” işlemlerinin başlatılmasını istemişti. Mahkeme, öne aldığı duruşmada; savcılığın talebini kabul etti. Mahkeme, gazete ilanı veya ikametgahına asılacak bir ilanla, Dündar’a çağrıda bulunulmasına, 15 gün içinde mahkemeye gitmemesi durumunda ise “kaçak sayılarak” tüm mal varlığına el konulmasına karar verdi. Mahkeme kararında, Dündar için; “hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yabancı ülkede bulunduğu” ifadelerinin kullanılması dikkat çekti.

Tutuklu gazeteciye para cezası, hem de karara ilişkin gazete ilanının masrafları ile birlikte…

  • Hakkındaki bir başka yargılama kapsamında tutuklu olarak yargılanan, hakkındaki iddianamenin hazırlanmasını yaklaşık üç aydır hapishanede bekleyen gazeteci Müyesser Yıldız, eski Genelkurmay Başkanı mevcut Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açtığı tazminat davasında 20 bin TL manevi tazminat cezasına çarptırıldı. Yıldız, duruşmaya; cezaevine geri döndüğünde 14 gün boyunca koronavirüs salgını karşısında oluşturulan pandemi koğuşuna girmemek için katılmadı. Yıldız, kendisine tazminat davası açan Akar’dan şikayetçi olmuştu. Yıldız’ı manevi tazminat cezasına çarptıran mahkeme, Akar hakkında tazminat cezasına gerek görmedi. Mahkeme, ayrıca; Yıldız’ın tazminat cezasına çarptırılması yönündeki kararın tirajı yüksek bir gazetede yayımlanmasına, ilan masraflarının da tutuklu olarak yargılanan Yıldız’dan alınmasına karar verdi.

SEGBİS odasında ilk kez Türk Bayrağı

  • Gazeteci İsmail Yıldız (Rawin Sterk), tutuklu olarak yargılandığı davada, ilk kez hakim karşısına çıktı. Yıldız, İstanbul’da yürütülen davaya, Ankara’da tutuklu bulunduğu hapishaneden SEGBİS üzerinden katıldı. Sincan Cezaevi’nde, Yıldız’ın İstanbul’daki duruşmaya sesli ve görüntülü olarak bağlanması için ayrılan odaya Türk Bayrağı asıldığı görüldü. Yıldız’ın arkasındaki Türk Bayrağı, duruşma salonundaki gözlemcilerin de dikkatini çekti. Böylece, ilk defa bir SEGBİS odasında, yargılanan sanık arkasında Türk Bayrağı görülmüş oldu.

Savcıdan “basın kartı” sorgusu

  • Gazeteci Sabiha Temizkan’ın, “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşma savcısı, Temizkan’ın; basın kartı olup olmadığını sordu. Temizkan, mahkemeye; Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) tarafından verilen basın kartını sundu. Hakim ise Temizkan’ın mesleğini sordu. Temizkan, “Serbest gazeteciyim” dedi. Mahkeme Başkanı, “Serbest gazetecilik nasıl, ne demek?” diye sordu. Temizkan, haber başına telif hakkı üzerinden çalıştığı açıklamasını yaptı.

‘Yurtdışına ya sağı kaldırılsın’ talebine, “Can Dündar” gerekçeli ret

  • Gazeteciler Havva Cuştan ve İsminaz Temel’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın 10. duruşması görüldü. İsminaz Temel’in avukatı, Temel hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Hakim; yasağın bu aşamada kaldırılamayacağını dile getirirken, gazeteci Can Dündar hakkındaki yargılamada yaşananları örnek verdi: “Bu tarz terör dosyalarında daha önce adli kontrolü ve yurtdışı çıkış yasağını kaldıran birçok hakimle ilgili soruşturma başlatıldı. Biz de bu yüzden terör dosyalarında hükümden önce yurtdışı çıkış yasağını kaldırmıyoruz. Kamuoyunca bilinen Can Dündar davasında ilgili mahkeme heyeti adli kontrol kararını kaldırdığı için Dündar ülkeden çıkış yapmış oldu.”

Şikayet geri çekildi, yine de duruşma ertelendi

  • Gazeteci Onur Emre Yağan’ın, “zincirleme şeklide Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmek” suçlaması ile yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, şikayetini geri çekti. Buna rağmen, mahkeme; karar vermedi. Bunun yerine avukata, savunma için ek süre verildi.

Tek kitap, tek gazeteci, aynı gün içinde üç ayrı dava…

  • Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanı gazeteci yazar Ahmet Sever, kaleme aldığı “İçimde Kalmasın / Tanıklığımdır” adlı kitabı gerekçe gösterilerek hakkında açılan üç ayrı davada yargılandı. Sever hakkında, hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hem Meclis Başkanı Mustafa Şentop, hem de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank şikayetçi olmuştu. Üç siyasetçi de “gazetecinin kendilerine hakaret ettiğini” iddia etmişti. Duruşmalar aynı gün, aynı mahkeme tarafından görüldü ve ertelendi. Sever, hakkında toplamda; üç yıl dokuz ay 15 günden 11 yıl bir aya kadar hapis cezası isteniyor.

Yargılamaların yanı sıra, Eylül ayında;

En az 11 gazeteci gözaltına alındı, ifadeye çağrıldı; hakkında soruşturma başlatıldı ve/veya suç duyurusunda bulunuldu:

  • Gazeteci Oktay Candemir sosyal medyada hesabında, TRT’de yayınlanan “Diriliş Ertuğrul” dizisiyle ilgili yaptığı eleştirel bir paylaşım üzerinden Van’da gözaltına alındı. Candemir, Türk Ceza Kanunu (TCK)’nin 130. maddesinde düzenlenen “kişinin hatırasına hakaret etmek” ile suçlandı. Press In Arrest veritabanına göre; ilk kez bir gazeteci bu iddia ile suçlandı. Bir gece gözaltında kalan Candemir, yurt dışına çıkış yasağı ve kolluk birimine haftada bir gün imza vermek şeklindeki adli kontrol şartlarıyla serbest bırakıldı. TCK 130’a göre bir kişi hakkında bu iddia ile soruşturma açılabilmesi için “şikayet edilmesi” gerekiyor. Ancak dosyada, herhangi bir “şikayetçinin” olmadığı öğrenildi. Gazeteci Oktay Candemir ve avukatı durumu Press in Arrest’e değerlendirdi.

  • Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın eşiyle birlikte, düğün sonrasında Cumhurbaşkanını ziyaret etmesini Twitter hesabı üzerinden eleştiren gazeteci Alican Uludağ ifadeye çağrıldı. Uludağ hakkında “yurtdışına çıkış yasağı” ve “karakola imza vermek” şeklinde iki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verildi. Uludağ ifade verdikten bir gün sonra, iktidara yakın yayın politikası izleyen Sabah Gazetesi, Uludağ’ın gözaltında alındığı yönünde haber yaptı. Türkiye Gazeteciler Sendikası haberi yalanladı.

  • TELE1 TV Genel Yayın Yönetmeni ve BirGün Gazetesi yazarı Merdan Yanardağ, düğününden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret eden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman ile ilgili haberler gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. Yanardağ hakkında, “yurtdışına çıkış yasağı” ve “karakola imza vermek” şeklinde iki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verildi.

  • Sakarya’nın Akyazı ilçesinde, “Uşşaki” adlı bir dini tarikatın lideri olan Fatih Nurullah’ın, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkmış, Nurullah tutuklanmıştı. Çocuğun ifadelerini, Nurullah’ın istismarı itiraf ettiği ses kayıtlarını ve olaya ilişkin tarikatta yaşanılanları haberleştiren Oda TV hakkında soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Haberi gazeteci Sami Menteş yaptı. Önce OdaTV’nin haberine erişim engeli getirildi. Sonra, “aynı konu ile ilgili yayınlanacak tüm adreslere de yayın yasağının getirilmesine” karar verildi. Ancak bu haber Türkiye’de günlerce konuşuldu. Bütün basın kurumları haberleştirdi.

  • Hazine ve Maliye Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın damadı Berat Albayrak, gazeteci Barış Terkoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. OdaTV’de yayımlanan Terkoğlu imzalı, “Erdoğan’ın Saray’a çağırıp fırçaladığı başkan kim?” başlıklı yazı üzerinden Bakan Albayrak’a “hakaret edildi”, haberin “halkı Albayrak’a karşı kışkırtmak için yapıldığı” öne sürüldü.

  • Fındık toplamak için Mardin’den Sakarya Karasu’ya giden mevsimlik tarım işçilerine yapılan saldırıyı sosyal medya hesabından paylaşan gazeteci Özgür Boğatekin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamasıyla ifadeye çağrıldı.

  • Yazar Işıl Özgentürk hakkında, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, Batmanlı kadınlar hakkında yazdığı bir yazı üzerinden soruşturma başlatıldı.

  • Gazeteci Sinan Aygül gözaltına alındı. Aygül’ün Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden bir yargılama kapsamında ifade vermesi gerektiği için gözaltına alındığı öğrenildi.

  • Gazeteci Gökhan Altay, 2014 ile 2018 yılları arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi.

  • “İsimsizler Hareketi” adlı sosyal medya hesabına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında gazeteciler Zeynep Kuray ve Hakan Gülseven gözaltına alındı. İfade verdikten sonra serbest bırakıldılar. Gülseven, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla da ifade verdiğini açıkladı.

En az 3 gazeteci hakkında yeni dava açıldı:

  • Yaklaşık 4 aydır tutuklu olan gazeteci Müyesser Yıldız hakkındaki iddianame tamamlandı. İddianamede; gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 329/1 ve 43. maddeleri uyarınca, “zincirleme şekilde devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” ile suçlanıyorlar. Haklarında ayrı ayrı 6 yıl 4 aydan 17 yıl 6 ay hapis cezası isteniyor. Yargılamanın ilk duruşma tarihi henüz belli olmadı.

  • Gazeteci Fatih Portakal hakkında bir sosyal paylaşımı üzerinden “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla iddianame daha hazırlandığı ortaya çıktı. Portakal, aynı sosyal medya paylaşımı ile Bankacılık Kanunu’nu ihlal ettiği gerekçesiyle de yargılanıyor.

5 gazeteci tahliye edildi

  • Tutuklu yargılanan gazeteci İsmail Yıldız (Rawin Sterk)ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

  • Gazeteciler Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tutuklu yargılandığı davada karar verildi. Gazeteci Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç hakkında 4 yıl 6 ay; gazeteci Murat Ağırel hakkında 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası verildi. Kararla birlikte tahliye edildiler.

  • Yargıtay, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından tutuklanıp Ağustos 2016’dan bu yana tutuklu olarak yargılanan gazeteci Mümtazer Türköne hakkında; “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası kararını bozdu. Bozma kararı ile birlikte Türköne, dört yıldan uzun süre sonra hapishaneden tahliye edildi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, karardan kısa bir süre önce; Türköne’yi öğrencilik yıllarından itibaren tanıdığını açıklamış, Türköne’nin yargılanması ile ilgili olarak “Dilerim bir haksızlık varsa, bunun acilen düzeltilmesidir” demişti. Yargıtay’ın bozma kararı, Bahçeli’nin açıklamalarını akıllara getirdi. Bahçeli’nin genel başkanı olduğu Milliyetçi Hareket Partisi, 2018 yılında; Nisan 2020’de yürürlüğe giren “infaz düzenlemesinin” temellerini atmıştı. Düzenleme ile pek çok suçtan hüküm giymiş yaklaşık 90 bin mahkum, tahliye edilmişti. Bahçeli ve partisinin yasalaşmasına destek verdiği düzenlemede; Türköne’nin de hapis cezasına çarptırıldığı terör suçları af kapsamının dışında tutulmuşu.

2 gazeteci tutuklandı

  • Kocaeli’de yayın yapan Kocaeli Halk Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Faruk Bostan ve yazı işleri müdürü Bülent Karagöz ‘iftira’ suçlamasıyla tutuklandı. Soruşturma; “Kartepe ilçesinde yaşandığı iddia edilen cinsel istismara ilişkin haber” gerekçe gösterilerek başlatıldı. Haberde; siyasi görevleri belirtilip isimleri kodlanarak yazılan kişilerin cinsel istismarda bulunduğu iddiasına yer verildi. Savcılık, “yürütülen soruşturmada, haberde adı geçenlerin iddiayla ilgilerinin bulunmadığının tespit edildiği” yönünde açıklama yaptı.

4 gazeteci beraat etti

  • Gazeteci Barış Terkoğlu hakkında; “Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamasıyla sekiz yıldan 19 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Yargılama sürecinde, savcılık; iddianamede yöneltilen “suçlamanın zincirleme şekilde işlendiğini” iddia etmiş ve hakkında verilecek cezanın sekiz yıl dokuz aydan 25 yıl dokuz aya kadar arttırılmasını istemişti. Terkoğlu beraat etti.

  • Gazeteciler Erdal Güven ve Semin Sezerer, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlanmışlardı. Haklarında 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Güven ve Sezerer beraat etti.

  • Gazeteci Zehra Özdilek “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” ile suçlanmış, hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istenmişti. Özdilek beraat etti.

5 gazeteci hakkında toplam 21 yıl 6 ay hapis cezası verildi

  • Gazeteciler Aydın KeserBarış PehlivanFerhat ÇelikHülya Kılınç ve Murat Ağırel hakkında ‘MİT Kanunu’nu ihlal ettikleri gerekçesiyle hapis cezası kararı verildi. Haklarındaki “Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” suçlamasının “zincirleme şekilde işlendiği” iddia edildi. Bu nedenlere haklarındaki cezalar arttırıldı. Gazetecilere toplamda, 21 yıl 6 ay 21 gün hapis cezası verildi.

  • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın gazeteci Müyesser Yıldız’a açtığı tazminat davasında, Yıldız, 20 bin TL manevi tazminat cezasına çarptırıldı.

Tüm dünyada gazeteciler üzerindeki baskı artıyor, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal ediliyor

  • Belarus Gazeteciler Derneği (BAJ), Belarus’un başkenti Minsk’te Özgürlük ve Bağımsızlık Meydanı’ndaki olayları takip eden gazetecilerin gözaltına aldığını duyurdu. BAJ, 4 gazetecinin yargılandığını, 1 gazetecinin ise sınır dışı edildiğini açıkladı. Belarus İçişleri Bakanlığı, gazetecilerin gözaltına alındığını veya tutuklandığını yalanladı. Bakanlık; gazetecilerin geçerli bir akreditasyona sahip olup olmadıklarını kontrol etmek için başkentte bir polis karakoluna götürüldüklerini, doğru belgelere sahip olanların serbest bırakıldığını; karakolda, gazetecilerin telefonlarındaki materyaller silindikten sonra serbest bırakıldıkları, telefonlarının kilidini açmayı reddeden gazetecilerin telefonlarına el konulduğu ifade edildi.

  • Çin’de sosyal medya üzerinden serbest habercilik faaliyeti yürüten ve Koronavirüs haberleri yapan gazeteci Çın Çiuşı, şubat ayında ortadan kaybolmuştu. Gazetecinin gözaltında tutulduğu ortaya çıktı. Guardian’ın haberine göre, Çın Çiuşı’nın arkadaşı Şu Şiaodong, internette yaptığı canlı yayında, Çın’ın sağlık durumunun iyi olduğunu, “halen Şandong eyaletinin Çındao kentinde devletin bir birimi tarafından gözetim altında tutulduğunu” bildirdi.

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV