Enkazın mimarları

banner100

04 Aralık 2020 Cuma

Ordu Üniversitesi Rektörü AKDOĞAN'dan ilginç FETÖ savunması

Enkazın mimarları

topraklara ihanet etmeyenlere bin selam olsun…

13 Mayıs 2015 Çarşamba 12:08
Bu haber 546 kez okundu
Enkazın mimarları
 Bir gerçekle yüzleşmeliyiz.

Ne yazık ki bunu hiç yapmıyoruz. Meselem şu…
600 yıl boyunca “Padişahım Çok Yaşa” diyorsunuz; hanedan yurt dışına kovuluyor; sesiniz çıkmıyor.
Bırakın hanedanı/padişahı; inancınızdan taviz vermediğinizi söylüyorsunuz ama halifelik kaldırılıyor, halife kovuluyor;sesiniz çıkmıyor.
“Vatan yahut Silistre” diye İstanbul’da yürüyüş yapıyorsunuz; bir gün sonra Namık Kemal sürgüne gönderiliyor; birinizin sesi çıkmıyor.
Oylarla iktidara getirdiğiniz Adnan Menderes asılıyor; sesiniz çıkmıyor.
Başbakan yaptığınız Süleyman Demirel iki kez darbeyle koltuğundan ediliyor; ikisinde de sesiniz çıkmıyor.
Kurucu parti Cumhuriyet Halk Partisi kapatılıyor, sesinizi çıkmıyor.
Evet…
Dün… Sınırsız fedakarlığın romantik gençleri kör bir testereyle biçilirken alkışladığınız; yüzde 91 oyla Çankaya Köşkü’ne çıkardığınız darbe lideri Kenan Evren ölünce ne yaptınız?
Hiç şaşırtmadınız…
Bugün… Kenan Evren aleyhine demediğinizi bırakmıyorsunuz.
Bu toprakların bu kaypak siyasi kişiliğini analiz etmemiz gerekmiyor mu?
Bu mesele, bizim hâlâ kul olmaktan kurtulamadığımızı göstermiyor mu?
Bu mesele, bizim hâlâ göçebe toplumu olduğumuzu; ve her şarta uyum sağlamak için kurnazlığı/içten pazarlığı bir yöntem olarak seçtiğimizi göstermiyor mu?
Halk popülistliğini bırakmalıyız; gerçekle yüzleşmeliyiz.
Aksi taktirde hep hayal kırıklığına uğramaya devam edeceğiz. Kendimizi kandırmayalım.
Bu nedenle “sandık Türkiye’yi gericileştiriyor” diyorum.
Hangi şart altında olursa olsun; bizim, fikirleri için barikatları yıkacak mücadeleci/hesapsız/ yiğit insanlara ihtiyacımız var…
Evet, yeni bir halk yaratmak zorundayız.
İlerici bir sıçramayı ancak o zaman yapabiliriz…

Omurgasız aydın

Kiminin adı Murat Belge idi; kiminin adı Ahmet Altan idi…
Bakın bizim ülkemizde…
12 Eylül kuşağı yok; 12 Eylül uşağı var!..
Kenan Evren’in uşaklarını yazmayacak mıyız?
Hepiniz bu sözü biliyorsunuz:
“Büyük insanlar fikirlerle, orta insanlar olaylarla, küçük insanlar kişilerle uğraşır…”
Kenan Evren’le uğraşmak kolaycılıktır ve asıl meselenin üstünü kapatmaktır.
12 Eylül darbesinin fikirdaşlarına bakmalıyız; kimdi bunlar?
Bunlar; beynini yeni düzene formatlayan, ruhunu satan dönekler idi.
Yüzsüzlük bunların karakteriydi. İktidarın çöplüğünden nemalanmak için tüm değerleri sattılar.
Onlara göre, her şey satılabilirdi, yeter ki alıcısı olsun! Satışa ilk kendilerinden başladılar…
Büyük yazar, büyük gazeteci, büyük düşünür olmayı değil; piyasa şaklabanlığınıseçtiler.
Medya tümüyle bunlara açıldı; piyasanın çikleti yapıldılar.
Özgür düşünceyi bastıran zorbalığın sesi oldular.
Tüm çiçekleri tek biçime ve renge indirgemek isteyen “düşünce tiranlığının” gönüllü kalemşorü oldular.
Kitleleri bilgisiz ve cahil bırakmak için aydın düşmanlığı yaptılar.
Hiçbir parlaklıkları yoktu; Tanzimat münevveri gibi sadece tercüme yaptılar ve bunu kendi fikirleri gibi sattılar!
Edebiyatı yıktılar; bayağılığın romanını-şiirini yazdılar. Müziği, resmi, sinemayı bozdular.
Gazeteciliği, piar çalışmasına dönüştürdüler.
Hakikati öldürüp, belleği silmek istediler.
“Sivil toplum” afyonuyla kitleleri uyuşturdular.
Sonuçta…
12 Eylül cehaletiyle/barbarlığıyla işbirliği yapıp insanı yıktılar/insanın mezar kazıyıcı oldular.
O dönemin fotoğraflarındaki Kenan Evren’in sağına soluna iyi bakın bunları göreceksiniz.
Kiminin adı Cengiz Çandar idi; kiminin adı Orhan Pamuk ya da Sinan Çetin idi…

Acenta uşaklığı

12 Eylül’ü ele alırken Türk burjuvazisinin iki yüzlülüğüne değinmemek olur mu?
12 Eylül, biliyoruz ki; “made in usa” patentliydi; ve bu acenta uşaklığını yaptılar.
Türkiye’yi bozma planına en büyük desteği verdiler.
Cumhuriyet’i yıkmak için ilk vurulan kazma sapından tutanlar arasında yer aldılar.
12 Eylül’ün aklı yok eden dincilik programıyla, ülkeyi gericileştirmesinde işbirliği yaptılar.
Devrimciliğe karşı “din kalkanını” kurtarıcı gördüler. Ortaçağ’ın gelişini alkışladılar; ülkeyi karanlıkla bütünleştirmekten geri durmadılar.
Evet… Kemalist aydınlanmanın eseri Cumhuriyet’i yobaz barbarlığa teslim ettiler.
Recep Tayyip Erdoğanları, Fethullah Gülenleri “doğuran” darbeye destek vererek büyük tahribatın en büyük günahkarı oldular.
Sadece bu değil…
Darbenin dayattığı vahşi kapitalist ekonomik sistemi destekleyerek, küresel sermaye’nin payandası oldular.
Ekonomik krizin tüm yükünü halkın sırtına yüklemek için, tüm tarihi ve insani değerleri ayaklar altına aldırdılar.
Gelişmemiş Türk ekonomisini emperyalistlerin pazarı yaparak, ekonomik bağımsızlığın yok olmasına sebep oldular. İşçiyi, köylüyü köle yaptılar.
Ne varsa sattılar, ülkeyi borç bataklığına çevirdiler.
Sadece para için…
Çocuklarımızın, gençlerimizin öldürülmeleri umarlarında bile olmadı; kıranları alkışladılar.
Bilgisizliği, cehaleti yücelttiler; ödüllendirdiler.
Çöküş’ün mimarı oldular. Ülkeyi uçuruma sürüklediler.
Sonuçta…
12 Eylül’ü sadece Kenan Evren’e küfür ederek değerlendirmek büyük günahların üzerini örtmektir.
Ve… Her 12 Eylül yazısında şu gerçeğin de altı çizilmelidir:
12 Eylül gibi tüm zorlu süreçler sonunda; insan kalabilenlere, devrimci kalabilenlereselam olsun…
Çektikleri tüm acılara rağmen bu topraklara ihanet etmeyenlere bin selam olsun…
Bugün…
12 Eylül ve dinci artıklarıyla mücadelemiz; güzel-akıllı insanı yeniden doğurabilmek içindir…
Biliyoruz ki, ilerlemeyen geriler!..
NOT:
Büyük bir Kemalist devrimciyi…
Büyük bir öğretmeni…
Büyük bir insanı…
Ali Demir’i kaybettik.
Gönül insanı ağabeyimi, çok değerli bir okuyucumu kaybettim.
Son dönemde zor konuşmasına rağmen, telefonda “akrabam” diyerek, yazılarımı tebrik etmeyi hiç ihmal etmedi…
Kendimi öğrencisi bildim.
Ülke aydınlanması için yaptıkları unutulmayacaktır.
İnanıyorum ki, ışıklar içinde yatacaktır…

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV