23 Ekim 2018 Salı

Külünkoğlu FETÖ dostluğu Dekana dayandı!!!

YARGININ YARILMASI

01 Şubat 2018, 09:40
Bu makale 447 kez okundu
YARGININ YARILMASI
Ömer Faruk Altuntaş

 YARGININ YARILMASI

Yargının her verdiği karar, Hukukun Üstünlüğü ve Yargının Bağımsızlığından yana olanlarla, yargıyı iktidarların sopası olarak görenler ve kullananlar arasında yeniden ve yeniden bir yarılmaya yol açıyor. Sorunlu ve defolu da olsa toplum olarak uzunca süredir özümsediğimizi sandığımız bu kavramların ne kadar uzağında olduğumuz ortaya çıkıyor.

Gazeteci ve yazarlar Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın, uzunca süredir devam eden tutuklulukları konusunda yaptıkları “Bireysel Başvuru”lar hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “Hak ihlali” olduğu yönündeki karara karşı, yerel mahkemeler olarak İstanbul 13 ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri direnerek, AYM’nin “Görev gaspı” yaptığını iddia ettiler.

Bu kararlar, Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Sadece yargı değil, toplum da yarıldı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AYM’nin, ilk derece mahkemesi, istinaf ya da temyiz mahkemesi gibi davranarak Anayasa ve yasaların çizdiği sınırı aştığını ileri sürerken, özgürlüklerden, demokrasiden ve yargının bağımsızlığından yan olan kesimler, AYM’nin kararının, gecikmiş doğru bir karar olduğunu belirttiler.

***

AYM’nin görevleri Anayasa’da açıkça belirtilmiştir. Özetlersek, bireysel başvuru, norm denetimi, yüce divan olarak yargılama görevleri, siyasi partileri kapatma ve mali denetimlerini yapma, yasama dokunulmazlığı işlemleri… olarak bu görevler açıkça sayılmıştır.

Bilineceği gibi Bireysel Başvuru; kamu gücü ve yetkisi kullanan kişilerin, Anayasa’da belirtilen hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamına giren herhangi birini ihlal etmesi durumunda, hakkı ihlal edilen kişinin yaptığı başvurudur. Başvurunun içeriğine bağlı olarak hak ihlalinin olduğunun tespiti ve/veya tazminata karar verilebilir. Tek sözcükle ifade etmek gerekirse, bireysel başvurunun konusu, hak ihlali olup olmadığıdır.

Bireysel Başvuru hakkı, iç hukuk yollarının tüketilmesine bağlı olarak 1987 yılından itibaren sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılabiliyordu. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile AİHM’e gitmeden önce İç hukuk yolu olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı kabul edilmiştir.

Özet ders notu niteliğindeki bu kitabi bilgiler herkesin malumu olmasına rağmen, daha önce adalet bakanlığı da yapmış B. Bozdağ bu bilgilerden bihaber görülüyor.

***

AYM, oy çokluğu ile verdiği kararda; Anayasa’nın 19 maddesinde güvenceye alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile Anayasa’nın 26 ve 28. maddelerinde güvenceye alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini belirterek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için karar örneğinin … mahkemesine gönderilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu arada aynı başvuruda yer alan bazı talepler ise reddedilmiştir.

Kararda, “suç işlendiğine dair kuvvetli belirti yeterince ortaya konulamadığı” için tutuklamaların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği ve bu kişilerin sadece yayımladıkları yazılar ve yaptıkları konuşmalara dayanarak tutuklanmalarının, ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğine işaret edildi.

AYM kararından sonra İstanbul 13 ve 26. Ağır Ceza Mahkemelerinin, derhal karara uyarak gereklerini yapmaları, Anayasa’nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’unun 66. Maddesi gereğidir.

Bu hükümler uyarınca, “AYM kararları …yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar” ve “Mahkeme kararları kesindir”. Görüleceği gibi, normal yargılama işlemlerinde olduğu gibi, AYM kararlarına karşı “itiraz etme”, “temyiz etme” ya da “direnme” gibi bir yol ve yöntem benimsenmemiş, tam tersine “Kesin” oldukları belirtilmiştir.

Kararların derhal yerine getirilmeleri gerekir. Kararların gerekçelerini görmek için yayımlanmalarını beklemek gerekmez. Kesin olan kararların, AYM sitesinde yayımlanması ve mahkemelere bildirilmesinden sonra hemen uygulanması gerekir. Aksi halde kararların kesin olmasının ve herkesi bağlamasının bir anlamı kalmaz.

AYM kararlarının tartışılması ayrı bir mevzudur. Bu kararları uygulamak zorunda olan diğer mahkemelerin, kararlarında tartışma açmaları hatalıdır. Ancak her yurttaş, akademisyenler, hukukçular… ve yurttaş olarak hakimler ve savcılar ayrıca bu kararları tartışırlar, yazarlar, çizerler, artılarını ve eksilerini belirtirler. Nitekim AYM kararları, olumsuz yönleri ile de çok tartışıldı, tartışılıyor ve tartışılacak. Ancak bu tartışmalar, kararların uygulanmasını engelleyemez ve

geciktiremez. Aksi halde bırakın Hukuk Devleti olmayı, Kanun Devletinden dahi söz edilemez. 17.01.2018.

468x60 -->

    Yorumlar

Admatic Scroll 300x250 Ad Code START --> Admatic Scroll 300x250 Ad Code END -->
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV