13 Aralık 2017 Çarşamba

İnce HDP korkum yok

TÜRKİYE’den BİR KESİT

17 Kasım 2017, 10:13
Bu makale 45 kez okundu
TÜRKİYE’den BİR KESİT
Ömer Faruk Altuntaş

TÜRKİYE’den BİR KESİT

Kesit, teknik anlamıyla, bir şeyin enine ya da boyuna kesildiğinde ortaya çıkan, o şeyi karakterize eden görüntüyü ifade eder. Bu haftaki yazımızda Türkiye’den boydan boya bir kesit alarak ortaya çıkan görüntüyü anlamaya çalışacağız.

Alınan kesitte ilk görüntü, vergi kaçırmanın kılıfı olarak geliştirilen Off-Shore hesapların araştırılmasının Meclis’te AKP oyları ile retti biçiminde ortaya çıktı.

Normal olarak hükümetler, vergi toplamak için çeşitli çareler arar, vergi kaçırmanın önünü kesmek isterler. AKP hükümeti ise vergi kaçıranların bilinmemesi, vergi kaçırmaya devam etmeleri için Off-Shore hesapların araştırılması için verilen önergeyi reddetti.

Bilineceği gibi, bir süredir Cumhuriyet gazetesinde, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyomu’nun bir yıllık titiz bir çalışması sonunda derlediği belgeler, Paradise Leaks(Cennet Belgeleri) adı altında bütün dünya ile birlikte aynı anda yayınlanmaya başlandı. Bütün dünya bu haberlerle çalkalanıyor.

Bu belgelere göre Başbakan Yıldırım’ın iki oğlu, yeğeni ve dayısının 5 şirketinin Off-Shore hesapları olduğu,şirketlerin Vergi Cennetinde yüzdükleri anlaşılıyor. Millete talkım verilirken, kendileri salkımı götürüyor.

Doğal olarak bu gelişme üzerine Başbakan’ın konuya açıklık getirmesi, duruma göre istifa etmesi gerekir. Nitekim Avrupa Birliği, Paradise Leaks haberleri üzerine “Vergi Cenneti” Malta hakkında soruşturma başlattı. Başbakan Yıldırım ise hesap vermek yerine Cumhuriyet gazetesi hakkında 500 bin liralık tazminat davası açıyor.

Bize yakışan “Yerli ve milli” olan tavır buymuş demek. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diye boşuna dememişler. Halktan aldığı vergiyi arttırmak için yeni yasa çıkaran Başbakan Yıldırım’ın çocukları ve yakın akrabaları, vergi vermemek için her türlü operasyonu yapmakta, off-shore hesaplarda kazançlarını saklayarak günlerini gün etmekte, dünyalarını cennete çevirmekteler. Başbakan’ın deyimiyle “Yerli ve Milli” duruş sergilemekteler!

***

Alınan bir haftalık kesitte diğer görüntü, Türkiye’nin Avrupa Konseyi bütçesine yaptığı ilave katkıyı kesmesi biçiminde oluştu. Türkiye 20 milyon

Euro’luk bu katkı ile Avrupa Konseyi’nde Fransa, Almanya, İtalya, Rusya ve İngiltere’nin yanı sıra büyük donör olarak yer alıyordu.

Konseye verilen katkı’nın kesilmesi ile birlikte Türkiye büyük donörler içinde yer almayacak, AK Parlamenterler Meclisi’nde 18’e çıkan milletvekili temsil sayısı tekrar 12’ye düşecek ve Türkçe, Konsey’in resmi dillerinden biri olmayacak.

AKP hükümetinin bunda ne gibi yarar gördüğünü anlayabilmiş değiliz. Bu tür politikalar, açıklanmamış gizli gündemin gerekleri midir, gemi limandan sessizce ayrılıyor mu bilemiyoruz.

***

Haftalık kesit içinde göze çarpan diğer görüntü Adaletsizlik olarak göze çarpıyor.

Nuriye Gülmen, Osmangazi Üniversitesindeki görevinden açığa alındıktan sonra geçen yıl Kasım ayında bugünlerde “işimi istiyorum” dövizi ile birlikte İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi yapmaya başlamıştı. İki hafta kadar sonra, Mardin’de sınıf öğretmeni iken açığa alınan Semih Özakça da Gülmen’e katıldı, “işimi geri istiyorum” dedi.

Gözaltına alıp bırakmalarla devam eden oturma eylemi, açlık grevine dönüştürüldü. İşimi Geri İstiyorum şiarıyla sürdürülen açlık grevinin 76. gününde sıra tutuklamaya geldi. Hükümet, nihayet iki eğitimcinin “Terör örgütü üyesi” olduğunu keşfedivermişti!

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça tutuklandı. Açlık grevinde bir yıl aşıldı, iki eğitimci artık tekerlekli sandalye kullanmaya başladılar.

Semih Özakça üçüncü duruşmada adli kontrol ile tahliye edildi, Nuriye Gülmen’nin tutukluluğu ise devam ediyor ve artık hastanenin yoğun bakım servisinde yatıyor.

İki eğitimcinin işlerine geri dönme talebi duyulmuyor, dilsiz şeytanlar susuyordu. FETÖ ile ilişkileri olmadığını herkes biliyordu. OHAL inceleme komisyonu kurulmuştu; öncelik verilerek bu iki eğitimcinin talebi incelenebilir, karara bağlanabilirdi. Ama heyhat, isminin başında “Adalet” olan AKP’nin tek başına iktidarının 15. yılında Türkiye’nin başat sorunu “Adaletsizlik”ti ve anamuhalefet partisi CHP, tarihin en uzun yürüyüşünü Adalet Yürüyüşü olarak yapıyor, Adalet Kurultayı topluyordu.

***

Haftalık kesit içinde hemen öne çıkan diğer görüntüler olarak İHD genel başkanı Öztürk Türkdoğan’ın Ankara’da İnsan Hakları Önünde gözaltına alınması ile İstanbul Adliyesi önünde 32’ncisi yapılan Adalet Nöbeti birbirine karışıyordu.

Meclis’teki üçüncü büyük parti HDP’nin eş genel başkanları tutuklanalı bir yılı geçmiş, Selahattin Demirtaş henüz mahkeme önüne dahi çıkartılmamıştı. Biri bırakılıp diğeri tutuklanmak üzere ortalama 10 HDP milletvekili değiştirilerek içeride tutuluyor; Mecliste grubu bulunan dördüncü parti MHP ise muhalefetini iktidara değil, anamuhalefet partisi CHP’ye karşı yapıyordu. Türkiye’nin kesiti boydan boya adaletsizliğe kesmişti.

468x60 -->

    Yorumlar

300x250, oluşturulma 19.10.2010 -->
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV