Siyasetin yeniden dizayn edilmesi için derin müdahale!

banner100

13 Ağustos 2020 Perşembe

Türüt’ün FETÖ’den yargılanması devam eden eşi !

Siyasetin yeniden dizayn edilmesi için derin müdahale!

27 Kasım 2019, 12:10
Bu makale 154 kez okundu
Siyasetin yeniden dizayn edilmesi için derin müdahale!
İhsan Çaralan
 Bir haftadan beri, ülkenin onca önemli sorununa karşın, “Saray’da Erdoğan bir CHP’li ile gizlice görüştü” iddiası etrafındaki gelişmeler siyasetin ve medyanın en önemli gündemi olmaya devam ediyor.

Bu köşeden de cumartesi günü çıkan yazıda, “Siyasetin geldiği yere bak” denilerek, bu komplonun siyasetin çürümüşlüğün, halk iradesine saygısızlığının,...bir yansıması olduğu üzerinde duruluyordu. 

Ama ortaya çıkan ama üstü yeniden örtülmeye çalışılan gerçekler gösteriyor ki, “Sadece siyasete bak” demenin olsa olsa gerçeğin bir parçası olduğu anlaşılıyor.

Bu iddianın üstünden geçen bir hafta içindeki gelişmeler gösteriyor ki, olup biteni “Siyasetin geldiği yere bak” demenin yetmediğini tersine bu girişimin siyasetin yeniden yapılandırılmasını amaçlayan çok daha geniş ve “derin” bir girişim olduğunu gösteriyor.

Öncelikle “Saray’daki görüşme” iddiasının nasıl ortaya atıldığını kısaca anımsatalım.

Reklam

Rahmi Turan, haberin kaynağına kefil olduğunu da söyleyerek özet olarak şunları söylemişti: “Çok güvendiğim, Saray’a çok yakın bir kişi, bana bir CHP’linin girerken ayrı çıkarken ayrı plakalı arabalarla girip çıktığını, böyle bir görüşmenin yapıldığını, ama ne görüşmeyi yapan CHP’linin ne de haber kaynağımın adını açıklayacağım” 

Rahmi Turan, Kılıçdaroğlu ve Saray’dan “Böyle bir görüşme yapılmadı” açıklamalarından sonra kaynağını ve kaynağının verdiği adı açıkladı.

Rahmi Turan sıkışınca, haber kaynağının Saray’a yakın bir kişi değil “gazeteci” Talat Atilla olduğunu, Cumhurbaşkanı ile görüşen CHP’linin de

Muharrem İnce olduğunu açıkladı. 

Talat Atilla, haber kaynağının CHP içinden birileri olduğunu, Kılıçdaroğlu’na da haberi doğrulattığını öne sürdü ve “CHP içindeki kaynağımı asla söylemem” diyerek “ilkeli gazeteci” havası atarak sessizliğe gömüldü. Ama bu sefer hamle yandaş medyanın legal cephesinden geldi.

İktidara yakınlığıyla tanınan Murat Kelkitlioğlu, yöneticiliğini yaptığı TV100’deki köşesinde, “Benim anlatacaklarım da CHP içindeki bir kaynağa dayanıyor” diyerek, Talat Atilla’nın kaynağının CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan olduğunu iddia etti. Ama Uğur Dündar, Tuncay Özkan’la iki yıldır ne telefonla ne de yüz yüze görüştüğünü söyledi!

Tabii sadece adı geçen “gazeteciler” değil, yandaş medya da bütün imkanlarıyla CHP içini bir krize dönüştürme amacıyla bu komplonun arkasındadır.

Bir haftadan beri yandaş medyanın en önemli gündeminin CHP içindeki tartışmalar olması bir rastlantı değildir. Tersine yandaş medyanın, bu komplonun yekvücut arkasında yer alması elbette ki bir “görevlendirme” yapıldığının da işaretidir.

Komplonun amaç ve arkasındaki güçleri anlamanın anahtarı Rahmi Turan’ın ilk açıklaması ile Talat Atilla’nın söyledikleri arasındaki çelişkiler içindedir.

Şöyle ki;

Rahmi Turan, “Haber kaynağım Saray’a çok yakın ve çok güvendiğim bir kişidir” diyor ama o haber kaynağının Saray etrafından bir kişi değil, ilişkileri ve gazeteciliği konusunda gazeteciler arasında da pek itibarlı sayılmayan Talat Atilla olduğu ortaya çıkıyor. Ve seksen yaşında, kurt bir gazeteci olarak bilinen Rahmi Turan’ın, Talat Atilla sicilindeki bir gazeteciye kefil olması, haber kaynağını tarif ederken, “Çok güvenilir haber kaynağı” ve “Saray'a yakın bir kişi” demesi, elbette ki Rahmi Turan’ın da komplonun tamamen dışında, yanıltılmış ve mağdur bir kişi olduğu çok tartışılır hale getirmektedir. Ve öyle “Yanıltıldım”, diyerek, köşesinden özür dileyerek de geçiştirilebilir değildir.

Talat Atilla’nın kaynak olarak milyonlarca “CHP’liden birisi”ni gösterip, ucun “gaibe” bağlanması, tüm CHP’leri (pratikte CHP’nin önde gelenlerini) birbirine şüpheyle bakmasını sağlayacak bir spekülasyonun, bir kara propagandanın kapağını da açmıştır. Murat Kelkitoğlu, Tuncay Özkan’ı ortaya atarken, “Benim anlatacağım da CHP içindeki kaynağa dayanıyor” demesi yetmiştir. Bugün yarın yandaş basından “Ben de CHP’li bir kaynaktan şunu duydum” diyerek yeni isimler ortaya atılması artık hiç de zor olmayacaktır!

Dün partisinin grubunda konuşan Erdoğan, CHP’ye yönelik komplodan söz ederken, son aylarda hiç görmediğimiz kadar keyifliydi. Fıkralarla, tekerlemelerle olup bitenin bütünüyle CHP’nin kendini dövdüğünü biçiminde değerlendirdi; CHP’yi alaya aldı, halkın zekasıyla da alay etti.   

Ama gelişmelere nesnel bir çizgiden bakıldığında şunlar açıkça görülüyor: 

  1. İlk bakışta hedefe konan Cumhurbaşkanı bu komplonu hedefi gibi görünüyor. Çünkü iddiaya göre Cumhurbaşkanı CHP’nin içinde bir operasyona girişmek için hamle yapmış görünmektedir. CHP ise mağdurdur. Ama bir adım sonrasında sürecin tamamen tersine döndüğü, Cumhurbaşkanının iftiraya uğradığı, üstelik bu iftiranın CHP içindeki iktidar mücadelesinde, Kılıçdaroğlu’nun rakiplerini Erdoğan’ın desteklediği kişiler olarak göstermek için bu yalanı attıkları biçimine dönüştürülmüştür.
  2. CHP bu yapılmamış görüşme üstünden bir iç tartışmaya sürüklenmiştir. 
  3. Eğer komplo başarılı olursa sadece CHP değil, Millet İttifakının da bir kaosa sürüklenmesinin yolu açılmış olacaktır. Bu aynı zamanda Millet İttifakının dağıtılmasının bir operasyonu olarak ilerletilecektir.

Bir haftalık gelişmeler içinde açıkça görüldüğü gibi, şimdi CHP’nin içinde yoğun tartışmalar biçiminde süren komplo “basit”, “CHP içinde bir iletişim kazası”, “Gazetecilerin yanıltılması”,... gibi gerekçelerle açıklanan bir vaka olarak görülemez. Tersine komplo, basit değil “Derin bir komplo olarak organize edilmiş” görünmektedir. 

Çünkü bu komplo, “psikolojik harp”, “asimetrik harp” kavramlarıyla ifade edilen “kontra” kavramlarla açıklanabilecek özelliklere sahiptir. Bu yüzden de “uzman emeği” verilmiş bir komplodur.

Legal medya mensuplarının, siyasette hangi kişiler, klikler, partilerin bu komplonun içinde oluğunu somut olarak bilmek zordur. Ama gelişmeler siyaset doğru izlendiğinde kimlerin bu komplonun hazırlayıcısı ya da aleti oluğunu göstermektedir. 

Nitekim komplonun yol açtığı gelişmeler, Erdoğan ve AKP propagandasının her vesileyle hedefine, “CHP ve Kılıçdaroğlu’nun oturtması” ve Erdoğan’ın “Barış Pınarı” harekatının ikinci gününde, açıkça “Millet İttifakı’nın dağıtılması gerektiği” açıklamalarıyla çok uyumludur.

Yani, karşı karşı karşıya olduğumuz tek adam rejiminin ihtiyacı doğrultusunda siyasetin yeniden inşasını amaçlayan derin bir komplodur! 

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV