ONAY “ÇAY-KUR BÖLGENİN CAN DAMARIDIR“
01 Haziran 2020 Pazartesi

CHP’li vekilden şok iddia, “zarar eden Çaykur fetöcü bir tv’nin uydu kirasını ödüyor!

ONAY “ÇAY-KUR BÖLGENİN CAN DAMARIDIR“

Çay-Kur olarak farklı yatırımlara girmek Çay-kur’u değil ancak birilerini kurtarır

14 Mayıs 2020 Perşembe 11:29
Bu haber 352 kez okundu
 ONAY “ÇAY-KUR BÖLGENİN CAN DAMARIDIR“
"1980 ihtilalinde Çay-Kur’un devlete yük olduğunu öne süren Evren’in ardından işbaşına gelen Özal da benzer düşüncelere sahipti . Özal, Çay-Kur’un devlete olan yükünü azaltmak, ÇAY-KUR’un satın alacağı yaş çayı sınırlamak adına özel sektörü de kuru çay üretiminin içine , çay pazarına sokmuş, özel sektörün devreye girmesiyle çay sektörü çok daha kötü bir duruma düşmüş ve yaş çay üreticileri mağdur edilmiştir" diyen Gazeteci Yazar Adnan Onay çaykurun içinde bulunduğu durumu şu şekilde değerlendirdi.

ÇAY-KUR BÖLGENİN CAN DAMARIDIR

Vaktiyle Rize ve çevresinin tek geçim kaynağı durumunda olan ve yüksek gelir sağladığı için Rize’nin yanı sıra Artvin , Trabzon ve Giresun’un bazı bölgelerinde de önemli bir tarımsal ürün haline gelen çay, yıllar içerisinde gelir kaybına uğrasa da hala bölgeye çok büyük bir girdi sağlamaktadır. Elde edilen gelir sayesinde on binlerce aile gelecek hesaplarını çay tarımından elde ettiği gelir üzerinden yapmaktadır.

Ayrıca kuru çay üretiminde çalışanların elde ettiği gelir de bununla birlikte değerlendirildiğinde ÇAY bölgenin can damarıdır.
Bölge için bu derece önemli olan çayımızın geleceğinin teminat altına alınması için öncelikle Çay tarımının temel kuruluşu olan Çay-Kur’un varlığının güçlü bir şekilde devam etmesi gereklidir. Gidişata bakıldığında bu konuda olumlu şeyler söyleyebilmek zordur.

Bunun bir çok nedeni olsa da asıl nedenlerinden biri özel sektörün çay sektörüne sokulmasıdır. Zira Çay üretiminin özel sektöre açılmasıyla birlikte Çay-Kur’un Çay piyasasındaki etkisi azalmış, sektör bir kaosun içine düşmüştür.

1980 ihtilalinde Çay-Kur’un devlete yük olduğunu öne süren Evren’in ardından işbaşına gelen Özal da benzer düşüncelere sahipti . Özal, Çay-Kur’un devlete olan yükünü azaltmak, ÇAY-KUR’un satın alacağı yaş çayı sınırlamak adına özel sektörü de kuru çay üretiminin içine , çay pazarına sokmuş, özel sektörün devreye girmesiyle çay sektörü çok daha kötü bir duruma düşmüş ve yaş çay üreticileri mağdur edilmiştir.Öyle ki bir çok üretici, iflas eden, kaçıp giden özel çay fabrikalarından alacağını alamamış, alacaklarının üzerine kalem çekmiştir.

Öte yandan özel sektör maliyet altında kuru çay satışı yaparak kuru çay pazarını da bozmuş, böylece Çay-Kur’un maliyet-satış dengesini olumsuz etkileyerek kuru çay satış pazarında büyümesini ve satış fiyatlarında istediği fiyatı tutturmasını zorlaştırmıştır..

Bir çok özel çay işletmesi üreticiyi mağdur ettiği , sektörün fiyat dengesini bozduğu gibi kalite yönünden de sektöre zarar vermiş, çayda kalite oluşturma gibi bir çalışmanın içine girmek yerine kolay yönden para kazanmak hesaplarına girmiş, sektöre kalite yönünden katkı sunmak bir yana, sektörde güven aşınmasına yol açmıştır.
Ayrıca; Özel sektördeki bazı kuruluşlar dışarıdan getirdiği farklı çayları, bölge çayıyla karıştırarak yeni bir damak tadı yaratmaya çalışmış, geleneksel damak tadının dışında çay taleplerinin oluşmasına yol açmıştır.

Yetmemiş, bazı özel çay şirketleri ve uzantıları çay çöplerine boya katarak ucuz fiyata piyasalara sunmuştur.

Daha öncede yazdım; Çayın özel sektöre açılması üreticiye ve sektöre yarar sağlamamış, bölgedeki sermaye atıl, zarar eden, kapatılan özel fabrikalar nedeniyle erimiş, çayda yaşanan çeşitli sorunlar ÇAY-KUR üzerindeki tartışmaları artırmıştır.

Çayın geleceğinin güvence altına alınması için yapılması gereken; Devletin Çay sektörünü sadece ÇAY-KUR’un tekeline bırakması, çaylık yenilemeleri ve diğer önlemlerle kaliteyi artırması, iç tüketiminde tek marka haline gelmesi, ihracatını artırması, kontrollü bir şekilde yaş çay işleme kapasitesini yükseltmesi, ihtiyaç duyulan yeni fabrikalar açmasıydı.
Bunlar yapılmadığı ve çay sektörüne özel işletmelerin girmesi çare olarak görüldüğü için bugün sektörün geleceğine güvenle bakamıyoruz. Yanlış politikalar nedeniyle sektör artık büyük bir kaos içinde..

Çay, bölgenin vazgeçilmezi..
O nedenle sektörün olumsuzluklarını el birliğiyle aşmak ve çözüm yolları üretmek zorundayız.. Onun için ilk yapılacak şey sektörü düzenleyecek olan bir çay yasası oluşturmaktır. Çıkarılacak olan bu yasayla hem üretici, hem de işletmeler kâr edebilecek duruma gelmelidir. Sektörü , üreticiyi koruyacak bir çay yasası çıkması halinde istismarcı, beceriksiz kuruluşlar da otomatikmen devreden çıkarılmış olacaktır..

Sektörde bölgenin lehine gelişmeler yaşanabilmesi için çay sektöründe güçlü bir ÇAY-KUR’a ihtiyaç vardır. Zarar eden bir ÇAY-KUR herkesin gözüne diken gibi batacak ve satılması, özelleştirilmesi kaçınılmaz hale gelecektir. O nedenle Çayımıza ve ÇAY-KUR’a sahip çıkmalıyız.

ÇAY-KUR , bugün bir borç sarmalı içerisindedir ve iktidar tarafından finans ihtiyaçlarının giderilmesi için oluşturulan varlık fonuna aktarılmış durumdadır. Ancak bu fondan şu ana kadar Çay-Kur’a ciddi bir katkı söz konusu olamamıştır, olması da zor gözükmektedir.. Çay sektörünü her yönüyle bilen, tanıyan olduğu düşünülerek Çaykur Genel Müdürlüğü görevine getirilen İmdat Sütlüoğlu yönetimindeki Çay-Kur bilançolarını büyük zararlarla kapattığı ve bankalara olan borçları zirve yaptığı için bilhassa son yıllarda ÇAY-KUR’un geleceği hakkında çeşitli spekülasyonlar gündemden düşmemiş, iktidar bu spekülasyonların sona ermesi için genel müdür değişikliğini gerekli görmüş, Sütlüoğlu’nu görevden el çektirerek , yerine eski genel müdür Ekrem Yüce’yi yeniden genel müdür olarak atamıştır.

Şunu belirtmekte yarar var; ÇAY-KUR süreç içinde çeşitli sorunlar yaşayan bir kuruluş olduğu için orada genel müdür olarak görev yapmış olan kişilerin eleştiriye uğraması doğaldır. En başarılı bilinen genel müdürler dahi belirli cephelerden eleştiri almışlardır. Örneğin; “çayda budama” gibi önemli bir projeyi hayata geçirmiş, budama ödentisiyle üreticinin mağduriyetini engellediği gibi, çaylık alanlarının dinçleşmesini sağlamış olan rahmetli Tuncer Ergüven dönemiyle ilgili de bir çok eleştiriler yapılmıştır.

YAPICI ELEŞTİRİLER YAPMAK LAZIM

Daha öncekiler için de çeşitli eleştiriler söz konusu olmuştur. Elbet bazı uygulamaları övmek gibi, eleştirmek de doğaldır ancak yapılacak eleştirilerde yapıcı olmak, Çay ve ÇAY-KUR’u korumak esas olmalıdır.

Şimdilerde bazı kesimler Genel Müdür değişikliği üzerinden çeşitli olumsuz yorumlar yapmakta, buradaki asıl amacın çay sektörünü bitirmek olduğunu öne sürmektedir.
Ekrem Yüce’nin geçmişte aynı kurumda görev yapmış olmasından yola çıkarak ÇAY-KUR’un geleceği hakkında şimdiden çeşitli spekülasyonlar üretmek, ÇAY-KUR’un özelleştirileceği, satılacağı ve o nedenle genel müdürlük görevine getirildiği gibi değerlendirmelerde bulunmak öncelikle Çaya, ÇAY-KUR’a ve hepimize zarar verir..

YILMAZ VE ERDOĞAN SATIŞA İZİN VERMEDİ

Geriye dönüp bakıldığında; Özal’ın başbakanlığı döneminden başlayarak yani özel sektörün devreye girdiği andan itibaren ÇAY-KUR’un satılacağı konusu hep gündemde oldu. Hatta Özal’ın bu yasayı onun için çıkardığı, onun politikalarını uygulayanların aynı yönde davranacağı öne sürüldü.

ÇAY-KUR geçmişte zaman zaman özelleştirme planlamalarına girmiş olsa da A.Mesut Yılmaz ve R.Tayyip Erdoğan satışına, özelleştirilmesine izin vermedi. Bundan sonra işler nasıl seyredecek bunu zaman gösterecek.


Eğer bir devlet kuruluşu sürekli zarar eder hale gelirse onun elden çıkarılması yönündeki tartışmalar sürer. Özelleştirilmesinin önüne geçmek için öncelikle ÇAY-KUR’un kâr eden bir kuruluş haline gelmesi gerek.

FARKLI YATIRIMLAR ANCAK BİRİLERİNİ KURTARIR

Bunun gerçekleşmesi iyi bir planlama, iyi bir yönetim ve sektördeki gücünü koruyacak koruyucu yasalara ihtiyaç var.
Çıkarılacak olan çay yasasının ÇAY-KUR’u güçlü bir kuruluş haline getirmesinin yanı sıra sektörün geleceğini de kurtarması gerekir.
Eğer çayda dünya standartlarının üzerinde bir kalite tutturulursa, şu an ürettiğimiz çayın depolarda kalması bir yana artacak talebi karşılamak için yeni çay tarlaları oluşturmak dahi zorunlu hale gelir.

Topraktan gübreye, çaylık alanların yenilenmesinden, mevsiminde hasata, kaliteli yaş çay temininden, kaliteli kuru çay üretebilecek üretim safhasına ihtiyaç var. Bunları yapmak yerine çayı kurtarmak adına Çay-Kur olarak farklı yatırımlara girmek Çay-kur’u değil ancak birilerini kurtarır.!

Ve sonunda Çay-kur üzerinde tartışmalar hiçbir zaman bitmez…

En sonunda da korkulan başa gelir…

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV