Dereler özgür aksaydı bu felaket olmazdı !

banner100

13 Ağustos 2020 Perşembe

Türüt’ün FETÖ’den yargılanması devam eden eşi !

Dereler özgür aksaydı bu felaket olmazdı !

'Yaşam alanlarımız şirketlerin insafına, Talanına hibe edilmemeli.'

16 Temmuz 2020 Perşembe 13:00
Bu haber 1236 kez okundu
Dereler özgür aksaydı bu felaket olmazdı !
 'Yaşam alanlarımız şirketlerin insafına, Talanına hibe edilmemeli.'

Gençağa KARAFAZLI

ARTI GERÇEK - Artvin’in Yusufeli ilçesinde şiddetli yağışa bağlı meydana gelen sel ve heyelanlarda 4 kişi hayatını kaybetmiş Rize’de ise başlayan şiddetli yağış, Çayeli ilçesinde sele sebep olmuş 2 kişi yaşamını yitirmiş İkizdere de ise sele karşı birçok ev boşaltılmıştı.

KARADENİZ'DE NEDEN SÜREKLİ SEL FELAKETLERİ YAŞANIYOR? 

Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu il ve ilçelerini etkileyen su taşkını ve heyelanlar, Doğu Karadeniz’de artık her yıl birkaç kez meydana gelen sıradan olaylara dönüştü ve bugüne kadar onlarca kişi yaşamını bu felakette yitirdi.

Artvin ve Rize'de 6 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan sel felaketlerinin nedenlerine bakıldığında, plansız, projesiz yapılaşmaların, HES'lerin, ormanların yok edilmesinin ekosisteme verdiği zararları açıkça görmek mülkündür diyen Fındıklı Dereleri Koruma Platformu sözcüsü Avni Ertaş, yaşanan felaketle ilgili şunları söyledi:

'ÇALIŞMALAR TAMAMEN ŞİRKET İNSAFINA BIRAKILYOR'

"Özellikle yeşil yol ve HES için vadilerde yapılan onca kazı ile binlerce metre küp moloz ve hafriyat ortaya çıkmakta. Kaçak olarak bunlar dere yatağına dolduruluyor. Küresel ısınma vb nedenle değişen atmosfer az sürede aşırı yağışı getiriyor. Neymiş yağış rekoru oluşmuş. İyi de bilimsel veriler yok mu? Bilimsel öngörüler yok mu? Bunlar bilinen gerçekler değil mi? Yapılan çalışmalar neden bu verilere göre yapılmaz, oysa yapılan çalışmalar, tamamen şirket insafına bırakılıyor.

'ŞİMDİ SUÇLU ARANIYOR, SONRA DİZİNİ DÖVMEK NAFİLE'

Örnek; acilen derelerin denize kavuştuğu yerdeki bütün köprüler değişmeli özelikle eski tarihi taş kemer köprüler gibi tümsekli olmalı. Bundan önce de elbette derelerin aşırı moloz, harfiyat yükü azaltılmalı. Yani moloz ve harfiyat üreten talan projeleri iptal edilmeli.

Bir insanın yaptığı hataya, yanlışa hemen tepki gösteriliyor da. Peki, biz doğaya neler neler yapıyoruz niye tepki verimesin ki. Sorun. Sonuç değil.

Sorun başlangıç noktası. Yaşam alanlarımız şirketlerin insafına, yalanına hibe edilmemeli. Sonra dizini dövmek nafile.

DOĞAYA KARŞI SUÇ İŞLEMİŞLERDİR

Bir tartışmada DSİ yetkilisi"500 yıl ortalamasını baz alıyoruz" demişti. Bütün uygulamaları üç yıl beş yıl sonra batıyor. Çünkü şirket bildiğini yapıyor. Şirketlere kapı, pencere sonuna kadar açık. İşte sonuç. Bu projeleri yapanlar, projeleri onaylayanlar, uygulayanlar, kontrol etmeyenler doğaya karşı suç işlemişlerdir. Nokta.

'CAN VE MAL KAYIPLARI ARTACAK'

Yaşanan her felaket sonrası yetkililer ölenlere rahmet yakınlarına baş sağlığı dileyerek, yaraların en kısa zamanda sarılacağı sözü vererek sel ve heyelan bölgesinden ayrılır,  ancak bölge insanın yaşadığı felaketle baş başa kalarak yaşam mücadelesini sürdürmeye devam eder diyen İnsan Hakları Derneği (İHD)  Rize Temsilcisi Günay Karafazlı;

"Her derenin üzerine birkaç HES kondurularak dere yataklarının kurutulması, suyun yönünün değiştirilmesi; Doğu Karadeniz‘in tamamının sahil şeridi doldurularak yol yapılması sonrası Artvin, Rize, Trabzon ve Doğu Karadeniz illerinde bu felaketlerin yaşanmasına neden olmuştur.

'DERELER ÖZGÜR AKSAYDI BU FELAKETLER OLMAYACAKTI'

HES'ler nedeniyle akan sular tünellere tutulmamış, dereler özgür akıyor olsaydı, Karadeniz’de deniz doldurularak sahil yolu yapılmamış olsaydı dün ve bugün bölgede yaşanan felaketin boyutu aynı olmayacaktı.

Heyelan konusunda Karadeniz yapısı gereği tehlikeli bir bölgedir. Alınabilecek önlemler konusunda bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmamıştır.

'YEŞİL YOL VE HES PROJELERİNDEN ACİLEN VAZ GEÇİLSİN'

Son yıllarda yöre halkının, üniversite, çevre ve meslek örgütlerinin itirazlarına rağmen gündeme getirilen, ekosistemde büyük tahribat yaratacak, felaketi büyütecek “Yeşil Yol” ve HES projelerinden acilen vazgeçilmesi gerekir."

Uzmanlar ve çevre gönüllüleri, çalışma grupları geçmiş yıllarda özellikle kıyı kentlerinde yaşanan sel ya da taşkınların en büyük nedeni, "Karadeniz Sahil Yolu’nda seçilen proje anlayışına sürekli olarak dikkat çekmiş, onlarca uyarıda bulunmuşlardı. Ancak bu uyarılar dikkate alınmamış olmasının bugün sonuçlarını bölge halkı canıyla ödemiştir” dedi.

SAHİL YOLU CENGİZ İNŞAAT'A VERİLDİ

Bilindiği gibi, Sahil Yolu’nun 1997’de dış kredili olarak başta Cengizİinşaat olmak üzere bugünkü yandaş birçok şirkete ihale edilmesinden sonra, çeşitli uzmanların katılımıyla oluşan "Karadeniz Ulaşım ve Çevre Gönüllü Çalışma Grubu" tarafından hazırlanan raporlarda, yapılan onlarca basın açıklaması ve panellerde, projenin bugünkü biçimiyle gerçekleştirilmesi halinde; kent-insan, kent-deniz, deniz-insan ilişkisine büyük darbe vuracağına o günden bugünlerde yaşanacak olan felaketlere dikkat çekilmişti.

Yolun, kıyı kentlerinin güneyinden geçirilmesi gerektiği, böylece hem bu kentlerin gelişmesine katkı sağlanacağı hem kıyıların korunacağı hem deniz-insan ve kent-deniz İlişkisinin geliştirilebileceği, hem de gerek sel ya da taşkın gerekse olası deniz tahribatlarının etkilerinin azaltılabileceği vurgulanmıştı.

Ne yazık ki ne koalisyon hükümetlerinde, ne de projenin yarısından fazlasını gerçekleştirmekle övünen bugünkü iktidar döneminde bu uyarı ve öneriler dikkate alınmadı. Kıyılar, kentler gerçek anlamda ulaşım çözümleri, ranta kurban edildi.

RUTİN YAĞIŞLARDA BİLE FELAKET YAŞANIR HALE GELDİ

Yolun kentlerle deniz arasından çekilmesi bir yana, yol kotunun yüksek olması nedeniyle yaklaşık 30 kıyı kenti ve çok sayıda küçük yerleşimin kıyı kesimleri çukurda kaldı. Dolayısıyla, 25-30 yılda görünen doğal felaketlerdeki çok büyük yağışların dışında, rutin yoğun yağışlarda bile artık felaket yaşanır hale geldi.

Yol çalışmaları ve dere ıslahı adı altında dere yataklarının küçülmesi, bazı derelerin üzerinin kapanması, yaşanan tıkanmalar nedeniyle suların kentlerin çukur bölgelerine dolmasına neden oldu. Sahil yol projesinde su tahliyesi için çözümler üretilmemesi nedeniyle de hemen her önemli yağışta aynı tabloları görür hale gelindi.

'BÜYÜK AFETLERLE KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ'

Bu gerçekler ortadayken, dönemin Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli şöyle demişti:

"İlçe merkezinin kotunun kaldırılması gerekiyor. Ana cadde ile birlikte ilçe merkezinin Karadeniz Sahil Yolu kotuna getirilmesi lazım. Bu en az 4-5 metre. Bunun için de çok ciddi anlamda bir dönüşüm gerekiyor.

Belki de şehrin yarısının yıkılması gerekiyor. Şehrin kotunu kaldıramadığınız sürece buna benzer büyük afetlerle karşı karşıya kalabiliriz."

Karadeniz Sahil Yolu'nda yapılan bu fahiş yanlışlar nedeniyle daha önceki hükümetlerin hatalarını kabul edip çözüm üretmek yerine, kıyı kentlerinin kotunu yükseltmeyi önermesi şaşkınlık yaratmıştı.

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV