17 Aralık 2018 Pazartesi

Hikmet Ayar ne biliyorsa açıklasın!!!

Mesut Yılmaz'ın telefonunu hangi gazeteci dinledi

01 Aralık 2018 Cumartesi 10:43
Bu haber 341 kez okundu
Mesut Yılmaz'ın telefonunu hangi gazeteci dinledi

 Gazeteci Şükrü Küçükşahin ve öğrencisi Uğur Kocager'in, "Siyaset Muhabirliği" adlı kitabı raflarda yerini aldı. İmge Kitabevi tarafından "Siyaset Muhabirliği"nin ilk baskısı yapıldı. Siyaset muhabirliğine ilgi duyanlar için yazılan kitap, siyasetçiyle habercinin görüşlerini, karşılıklı olarak durmaları gereken noktayı, gazeteciliğin temel kavramlarından biri olan "kamu yararı" temelinde anlatıyor.

Siyaset Muhabirliği kitabının "Hır Çıkan Haber" kısmında "muhabir, yazılmasında kamu yararı olan her haberi mutlaka yapar. Bu da özgürlüklerinden birisidir"ifadeleri kullanıldı. Kitapta gazeteci Şükrü Küçükşahin'in dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'la yaşadıkları üzerinden örnek bir olaya yer verildi

İşte Şükrü Küçükşahin'in Mesut Yılmaz'ın telefonunu yanlışlıkla dinlediği o kısım:

"Başbakan Mesut Yılmaz, Abant'ta tatile gitti. Biz de onu izliyoruz. Abant Palas Oteli, oranın en büyük oteli. Hepimiz orada kalıyoruz. Yine sabah vakti. O zaman otellerin lobilerinde bir kulübe olurdu. Resepsiyondan telefonu bağlatırdık, ama konuşmaları o kulübelerden yapardık. Yine resepsiyondan Anakara büroyu bağlatıp sabah değerlendirmesi yaparken araya bir ses girdi. Sadece bir tarafı duyuyorum. Sesi hemen tanıdım. Çünkü çok iyi tanıdığım biri. O dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli. 'Sayın Başbakanım' diye hitap ediyor. Karşı tarafta Mesut Yılmaz var; ama sesini duymuyorum.

O günlerde PKK, bir grup Alman turisti Bitlis'te kaçırmıştı. Günlerdir bu kaçırılma olayı gündemdeydi. Kaçırılan Almanları Kast ederek, 'Turistler kurtarıldı efendim'dedi. 'Yalnız bu olay, önceden planlanmış, danışıklı dövüşmüş. Almanya'dan gelmeden önce PKK ile bu işi organize etmişler. Böyle bir olay. Turistler kurtarıldı' dedi. Başbakan'ın ne dediğini bilmiyorum; ama Kalemli'nin anlattıkları yeterli bilgiyi içeriyordu. Kimseye bir şey sormaya, söylemeye gerek yoktu. Hemen haberimi yazdırdım. SABAH'ta atlatma bir haber olarak yer aldı. Bu haberdeki atlatma, turistlerin kurtarılması değildi, o bilgi herkeste vardı. Ama turistlerin danışıklı dövüş içinde kaçırılmış olması atlatmaydı ve haberin özü, yani flaşı artık bu kısmı olmuştu. Diğer hiçbir gazetede veya TV'de olayın bu yönü yoktu.

Ertesi gün, yani haberin çıktığı gün Mesut Yılmaz'la Abant Gölü'ün kenarında sabah kahvaltısındayız. O zaman tabii gazeteci sayısı bu kadar çok değildi. Oturduk. Muhabbet ederken Mesut Yılmaz, 'bu haberi nereden aldın kardeşim' diye bana sitem etti. Ben de, 'haber doğru mu, yanlış mı onu söyleyin Sayın Başbakan' dedim. Sadece, 'tamam da böyle şeyler yazılır mı hemen, bunlar uluslararası ilişkileri ilgilendiriyor, zarar verebiliyor' falan dedi. Tabii haberi atlamış diğer arkadaşların mutsuzluğunu okuyorsun yüzlerinden, ama siz mutlusunuz. Böyle bir şey gazetecilik; haber atlatmak, haber atlamak böyle bir duygu nedenidir. Başbakan sitem etse de mutluydum. Sonuçta söylemeli ki, habere karşı her zaman titiz olmalı".

468x60 -->

    Yorumlar

300x250, oluşturulma 19.10.2010 -->
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV