Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde çete kurmuş!
15 Aralık 2019 Pazar

Rize AKP den Babacan ve Davutoğlu'nun partilerine!!!

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde çete kurmuş!

26 Kasım 2019 Salı 12:01
Bu haber 840 kez okundu
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde çete kurmuş!
 Millet İttifakı’nı parçalama süreci, belli ki ana muhalefet partisi CHP’yi parçalama sürecine dönüştü.

Çünkü önümüzdeki ilk seçimlerde AKP-MHP bloğunun oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın, iktidarı kazanmanın ilk şartı olan yüzde 50 artı bir oy alması Türkiye’nin yaşadığı krizler açısından giderek imkânsızlaşıyor.

AKP-MHP bloğunun bu kriz koşullarında oylarının artmayacağı, aksine daha da düşeceği kesin.

İşte tam bu noktada “kendin güçlenemiyorsan karşındakini zayıflat” yöntemi devreye giriyor ve ana muhalefet partisine “Saray’a giden CHP’li” operasyonu çekiliyor.

Erdoğan iktidarının muhalefeti dizayn etme girişiminin ikinci aşaması bu.

Önce yerel seçimde çok başarılı bir performansla AKP iktidarına ağır kayıplar verdiren “muhalefet bloğu”nu parçalamak için HDP ve Kürtler üzerinden bir operasyon çekildi. Hala da sürüyor.

Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atayarak demokrasinin en temel kuralının ayaklar altına alınmasıyla aslında Erdoğan iktidarı bir yandan da CHP’yi HDP ile imtihan etti.

En temel görevi ülkedeki demokrasiyi savunmak olan ana muhalefet partisinden birkaç cılız itiraz dışında tek bir ses çıkmadı. Erdoğan iktidarının Millet İttifakı’na vurduğu önemli bir darbeydi bu.

Rojava’ya yapılan “Kuzey Suriye Harekâtı”yla da muhalefet cephesiyle Kürtler arasına bir kama sokmak hedeflendi. Bunda da kısmen başarılı olundu.

Hele CHP’nin konuyla ilgili tezkereye “Evet” demesi 31 Mart Yerel Seçimlerinde ve 23 Haziran İstanbul seçimlerinde oluşan muhalefet bloğuna hayli zarar verdi.

Artık operasyon sırası CHP’ye gelmişti…

CHP içini karıştırarak, seçimlerde gösterdiği yüksek performansla kurultaya neredeyse tek genel başkan adayı olarak gidecek olan Kılıçdaroğlu’nu güçten düşürmek, yaralamaktı amaç.

Erdoğan iktidarı, kendilerinden başka bu ülkeyi yönetecek tek bir seçenek bulunmadığına inandırmak istiyordu seçmeni. Kılıçdaroğlu’nu, partisini bile yönetemeyen bir siyasetçi durumuna düşürüp kendilerine alternatif olmaktan çıkarmayı hedeflemişti.

İşin ilginci bu kumpas tam da CHP’de kurultay sürecinin başladığı bir tarihe rastlamıştı. Şu anda CHP’de mahalle delegelerinin belirlenme süreci yaşanıyordu. Önümüzdeki ayın ortasında ilçe kongreleri başlayacaktı. Sonra il kongreleri ve 2020 Nisan’ında da kurultay.

İşte CHP Kurultayı’nın başlama vuruşunun yeni yapıldığı kritik süreçte “Saray’a giden CHP’li” kumpası kuruluyor.

Bu operasyonla aynı zamanda parti içerisinde bırakın popülaritesini yitirmeyi, itibarı ciddi biçimde zedelenmiş Muharrem İnce’yi de “mağdur” sıfatıyla yeniden canlandırarak Kılıçdaroğlu’nun karşısına genel başkan adayı olarak çıkarmak amaçlanmıştı.

Çünkü Erdoğan iktidarının parçalanmış bir CHP’ye, gücünü yitirmiş bir Kılıçdaroğlu’na ihtiyacı vardı.

Erdoğan gelecekten o kadar korkuyordu ki her kritik dönemeçte; AKP iktidarının arkasında hizalanan, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “Anayasaya aykırı olduğu halde”, Kuzey Suriye tezkeresine “içi yana yana ‘evet’ diyen” bir Kılıçdardoğlu’na bile tahammülü yoktu.

Elbette tezgâhlanan bu kumpastan sadece Erdoğan iktidarını sorumlu tutmak yanlış olur. Saray da çok iyi biliyordu kurulan tezgâhın CHP’de mutlaka buna teşne bir ayağı olacağını.

Sonunda CHP tabanı üzerinde en etkin gazete olan Sözcü üzerinden kumpas başlatıldı.

Bu süreçte yaşanılan “gazeteci sefillikleri”ne değinmek bile istemiyorum. Açıkçası yaşanan mesleğimiz açısından büyük bir yüzkarasıydı.

Yerel seçim sürecinin başarılı lideri Kılıçdaroğlu krizi doğru yönetemedi. Derdini hiç anlatamadı. Hatta yanlış anlatımları üzerinden, kuramadığı doğru cümleler nedeniyle Erdoğan iktidarının ve medyasının istismarına yol açacak kozlar verdi rakiplerinin eline.

İnce, kurulan bu kumpasın üzerine büyük bir iştahla atlayıp kendisi için bir “yeniden canlanma” vesilesi yapınca, konuştukça battı, battıkça konuştu.

İnce, “CHP Genel Merkezi’ndeki bir çete bana bu kumpası kurdu” derken, Saray’ın bu işteki işlevini de gözlerden kaçırıyordu.

Yaşanan süreçte İnce hiç de 40 yılını doldurmasına rağmen olgun ve deneyim kazanmış bir siyasetçi görüntüsü vermedi.

“Genel merkezdeki çete kim” sorusunun yanıtı da CHP’nin görüntüsünü bozmasının yanı sıra İnce’nin de başını ağrıtacağa benziyor.

Son kurultayda 60 kişilik Parti Meclisi üyesinden 53’ü Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer alan isimlerdi. Kılıçdaroğlu sadece yedi fire vermişti kendi listesinden.

Ancak Parti Meclisi iki ayda bir toplanan yönetim kademesiydi ve PM’nin içinden çıkacak çete pek işe yaramazdı.

Bu 60 kişilik PM’den çıkan 18 kişilik Merkez Yürütme Kurulu’nun tek seçicisi ise Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ydu.

Şimdi eğer İnce “Genel Merkez’de çete var” diyorsa, bu sözü “Çetenin başı Kılıçdaroğlu’dur”a çıkar.

Biraz geç de olsa bu “ergen” telaşının kime yaramış olduğunu cumhurbaşkanı adayı olduğunda bile adından söz etmeyen Saray’dan beslenmeli medyanın ekranları, manşetleri ardına kadar açılınca anladı herhalde İnce ve dün bir mesaj atma ihtiyacı hissetti sosyal medyadan:

“Cumhurbaşkanlığı kampanyasında 107 miting yaptım. Yandaş medyada tek satır haber olmadım. Bugün yandaş medya beni pek sever oldu. Geçmişte beni yazmayarak, bugünse yazarak bana zarar vermeye devam ediyor. Yandaş medya senden gelecek rahmet Allah’tan gelsin.”

Kurulan kumpası sonunda anlamıştı İnce ama biraz geç anlamıştı.

Konunun başka bir açısı da Kılıçdaroğlu tarafından açıklanmaya muhtaç.

“Saray’a giden CHP’li” kumpasının patlamasından sonra çıktığı ilk canlı yayında şu cümleleri kuruyordu Kılıçdaroğlu:

“CHP’yi nasıl dağıtırız, nasıl kendi içinde kavga çıkar… Bunun için çalışan ekipleri var zaten. Partililere söyledim, bakın, dedim, önümüzdeki süreçte yine masa, yine sandalye atılan, yine yumrukların atıldığı bir süreci yaşatmak istiyorlar bize. Adamlar tutuldu, paralar verildi… Erdoğan’ın CHP’yi dağıtmak için, CHP’yi kavgalı, kendi içinde kavgalı bir partidir; bunlar memleketi yönetemez diye bir algı yaratmak istiyor. Bakın devletin en kilit noktalarındaki kişileri devreye soktuğunu biliyorum.”

Bu canlı yayında sunucunun “Kim, hangi kurum” sorusuna ise “Efendim isim vermek istemiyorum ama bunu herkes biliyor, herkes anlar. Devleti tanıyan, devleti bilen herkes anlar bunu.”

“İsim vermek istemiyorum” diyen Kılıçdaroğlu aslında itham ettiği kurumun adını dört yıldan fazla bir süre önce, 20 Şubat 2015’de vermişti. Bu tarihte Mersin’de yaptığı konuşmada CHP’ye kurulan başka bir kumpasla ilgili olarak “MİT operasyonu” diyordu, “Kaç kişinin görevlendirildiğini biliyoruz.”

Dönemin CHP Sözcüsü Haluk Koç, Kılıçdaroğlu’nun “MİT iddiası”nı bir adım daha ileri götürüyordu o günlerde:

“MİT içindeki bu ekip dört kişiden oluşuyor. İki kişi Stratejik Analiz Başkanlığı’nda diğer ikisi ise İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığı’nda görevlendirilmişlerdir. Talimat en tepeden gelmektedir.”

Sonuç olarak geçmişten bugüne “Saray’a giden CHP’li” kumpasında söylenenleri bir araya getirirsek karşımıza şu sonuç çıkar:

Saray’ın görevlendirmesiyle MİT, CHP’nin içini karıştırmak için partinin genel merkezinde Kılıçdaroğlu’nun kurduğu çeteyle ortak faaliyet yürütüyor!

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV