izmir escort bayan izmir escort bayan adana escort bayan sex hikayeleri istanbul escort escort mersin hatay escort bayan adana escort hd porno bornova escort

sincan escort sincan escort tecavüz porno sincan escort sincan escort sincan escort

17 Aralık 2018 Pazartesi

Hikmet Ayar ne biliyorsa açıklasın!!!

Tutuklu havalimanı işçilerinin tamamı tahliye edildi

05 Aralık 2018 Çarşamba 21:43
Bu haber 329 kez okundu
Tutuklu havalimanı işçilerinin tamamı tahliye edildi

 İstanbul'daki 3. Havalimanı inşaatında insanlık dışı çalışma koşullarını protesto ettikleri için polis ve jandarma saldırısının ardından gözaltına alınarak tutuklanan işçiler, Gaziosmanpaşa Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı. 

MAHKEME SALONU YERİNE YEMEKHANEDE YARGILANIYORLAR

Ancak işçilerin mağduriyeti, iş yeri ve cezaevinin ardından adalet aradıkları mahkemede de devam ediyor. 

İnsanlık dışı çalışma koşullarını protesto ettikler için tutuklanan 3. Havalimanı işçileri, nasıl çalıştırılıyorsa öyle yargılanıyor.

İşçiler  duruşma salonu yerine adliyenin personel yemekhanesinde yargılanıyor. Yemekhanedeki yargılamaya, avukatalar, milletvekilleri ve insan hakları savunucuları alınırken basın mensupları ve işçi yakınları salona alınmadı. 

İnşaat İş Sendikası yelekleriyle duruşmaya gelen işçilere ise GBT uygulaması yapıldı.

Personel yemekhanesindeki yargılamaya, olağanüstü güvenlik önlemleri altında, kelepçeli olasrak getirilen 31 inşaat işçisinin kimlik tespiti yapıldı.

İDDİANAMEDE İŞÇİLERİN HAK ARAMALARI SUÇ OLARAK GÖSTERİLİYOR

Avukatlar sorgu öncesinde iddianamenin değerlendirilmesi için söz istedi. Avukat Ahmet Baran Çelik, "Sorgudan önce iddianamenin değerlendirilmesi için söz ve derhal beraat talepleri olduğunu söyledi.

İddianamenin temel eksikliklerini belirtmek durumunda olduğunu söyleyen Avukat Kazım Bayraktar, İddianamede zorunlu olanlar unsurlar bulunmamaktadır. İddianame eylemi almış bir çuvala, sanıkları bir çuvala, delilleri bir çuvala koymuş, suç üretmiştir" dedi.

Avukat Kazım Bayraktar'ın konuşmasını kesen hakim, "Sorgudan sonra dinleyeceğim" dedi.

Bayraktar, "Bizim müvekkillerimize iddianamenin çelişkilerini ve kendi lehlerine olan şeyleri işçilere söylememiz lazım. İddianame işçilerin hak için eylemini suç olarak tanımlıyorsa biz de avukatlar olarak işçilere bakın bu iddianame sizin hak aramanızı suç olarak gösteriyor diyerek işçilere bir perspektif sunmamız gerekiyor" yanıtı verdi.

'BU İDDİANAME PATRON DEVLET İTTİFAKININ İFADESİDİR'

Avukat Bayraktar konuşmasına şöyle devam etti: "Bu iddianame patron devlet ittifakının ifadesidir. Patronla onun ofisinde yapılan görüşmeye bile yanında devlet gücüyle geliyor. O görüşmelerde işçilerin talepleri de iddianamede yer almıyor. Kamunun baskı gücünü de yanına alarak görüşmeye gelen Kadri Samsunlu talepleri dikkate alarak sorunu çözmek yerine bizim bu görüşmeye gelmemiz bile lütuftur diyor. İddianame sendikacıların orada olmasını suç olarak koyuyor. Bir iddianamede sendikacılık bu şekilde tanımlanır mı?"

İGA İCRA KURULU BAŞKANININ 'İŞÇİLER HAKLIYDI ÖZÜR DİLERİM' SÖZLERİ HATIRLATILDI

Avukat Kazım Bayraktar konuşmasınınan ardında yeniden söz isteyerek önemli bir ayrıntıyın kayde geçmesini sağladı.

İGA Havalimanı İşletmesi AŞ'nin İcra Kurulu Başkanı "Kadri Samsunlu'nunun eylemlerden iki gün sonra çıkıp "işçiler haklıydı özür dilerim" dediğini hatırlatan Bayraktar sözlerini, "Ama işçiler halen tutuklu" diye bitirdi.

Bunun üzerine yemekhanedeki duruşmanın hakimi Bayraktar'ın bu sözlerinin tutanağa geçirdi.

Avukat Bayraktar'ın ardından söz alan Avukat Yıldız İmrek , anayasadaki işçi haklarını hatırlatarak iddianamenin bunların hiçbirini kapsamadığını söyledi. İmrek, "31 işçinin tutuklu yargılandığı mahkeme darbe döneminde ancak görülmüştür" dedi.

'İŞÇİLERİN YEMEKHANEDE YARGILANMALARI MAKUS TALİHLERİ OLSA GEREK'

İşçilerin derhal beraat ettirilmesi gerketiğini yemekhanedeki mahkeme heyetine gerekçeleriyle anlatan avukat Mürsel Önder, "Kolluk ifadeleri avukatlar huzurunda yapılsaydı bugün burda bunları konuşmazdık" diyerek sorgu sürecindeki çarpıklıkları, savcıyla görüşme çabalarında nelerle karşılaştıklarını ve gözaltı sürecindeki hukuk dışılıkları sıraladı: "Zorla alınan kamera kayıtlarında kendi kendilerini tespit etmeleri istenmiş ve delil bulamayınca üretmişler. Jandarmanın kırdığı kapılar işçiler yapmış gibi gösterildi. Neymiş dünyanın en büyük havalimanı yapılıyormuş" (Mürsel'in bu ifadesine yargılanan işçilerden gülme sesleri yükseldi) Bu işçilerin yemekhanede yargılanması makus talihleri olsa gerek. Hiçbir silah olmamasına rapmen 31 işçi aylardır tutuklu. Müvekkillerimizin bu kabustan uyanmasını umuyoruz.İddiname evlere şenlik. Mantık içler acısı. Savcı adeta sözcüklerle kavga etmiş. Neymiş çalışma şartı bahaneymiş, neymiş sözde sendikacıymış. Merak ediyorum niye yoksullardan bu kadar nefret ediyorsunuz? Savcı bir gün empati için o yatakhanelerde kalamazdı"

SALONDA BİR İŞÇİ BAYILDI. AİLELERİ SİLAHLA TEHDİT EDEN JANDARMA DIŞARI ÇIKARILDI

Yemekhanedeki havasızlık yüzünden yargılanan işçilerden bir fenalaşarak bayıldı.

O sırada işçi yakınları, jandarmanın kendilerine kafa sallayarak silahla tehdit ettiğini söyledi. Tutuklu sendikacılardan  Özkan Özkanlı duruma müdahale ederken Yunus Özgür de hakime "Siz nasıl müdahale etmezsiniz jandarma tehdit ediyor" diyerek bağırdı. Avukatlar silah ile duruşma salonuna girilemeyeceğini, silahlı jandarmaların dışarı çıkartılması gerektiğini söylediler. Silahlı jandarma dışarı çıkarıldı.

BERAAT TALEPLERİ REDDEDİLEN İŞÇİLER ÇALIŞMA KOŞULLARINI ANLATIYOR

Avukatların işçiler hakkındaki beraat taleplerini reddeden hakim, tutuklu işçi ve sendikacıların savunmalarına geçti.

İlk savunmayı yapan işçilerden Teyip Kırğın'ın anlattıları dünyanın en büyük havaalanı diye sunulan AKP iktidarının en büyük projesi 3.Havalimanı inşaatının görünmeyen yüzünü gözler önüne sermeye yetti: "Siverek'ten bizi 2500 lira diyerek getirdiler 1800 lira verdiler. İşten ayrılmak istedim fakat Ekim sonuna kadar çalışmak zorundasın dediler. Yanımda arkadaşımı elektrik çarptı hakkında tutanak bile tutulmadı."

'BASKI ALTINDA ALINAN İFADELERİMİ KABUL ETMİYORUM'

Havalimanı işçilerinden tutuklu yargılanan Ramazan Gözel, "Eyleme katıldım, suçlamaları kabul etmiyorum. Kuzenim ve diğer akrabamla işe gitmek için servise bindik, sloganları duyduk, 'Eyleme katılmayacak mısınız? Bunlar hepimizin sorunları' dediler. Biz de hak verdik ve katıldık" dedi. Katılma nedeni kuzeninin yaşadığı iş kazasına duyduğu öfke olarak açıklayan Gözel, "Raporlu olduğum için ücretimi kestiler bunlara tepki duyduğum için katıldım. Şiddet suçlamalarını kabul etmiyorum çünkü ayağımda terlik vardı asker de biliyor şortluydum. O dediklerini nasıl yapabilirim anlayamadım. Nedense bizim lehimize olacak görüntüleri çekmemişler, mesela jandarma cipi işçilerin arasında daldı ama biz birkaç işçi kasasına binerek öfkeli işçileri yatıştırmaya çalıştık" dedi.

Ramazan Gözel'in savunması sırasında verilen aranın ardından duruşma Gözel'in savunmasıyla yeniden başladı.

Mahkeme heyetine "Bana terörist muamelesi yaptılar ben ne yapmışım? diye soran Gözel, sadece toplantıya katıldım. Baskı altında alınan ifadelerimi kabul etmiyorum. Kimse beni bir şeye zorlamadı" dedi.

Ramazan Gözel'in savunmasının ardından işçilerden Mustafa Atay'ın savunmasına geçildi. Atay, "Üniversite öğrencisiyim yıllardır harçlığımı çıkarmak için inşaatta çalışırım. O sabah servise binmek için çıktım ama işin iptal olduğunu söylediler. Eylem vardı. Yeniden döndüm yatakhaneye ama içeriye gaz bombası atıldı. Ben de telleri keserek dışarı çıktım. Ki iddianame özensizce hazırlanmış, bu bile belli değil. Sonra gaz müdahalesi bitince arkadaşlarımla birlikte yatakhaneye geldim. Hiç bir şeye karışmadım" dedi. Mustafa Atay, hakimin, "Silah kullandın mı?" sorusuna ise "Yan keski inşaat alanında silah olarak görülüyorsa ne diyeyim?" diyerek cevap verdi.

'İGA YÖNETİCİLERİ VATAN HAİNİ DİYE BAĞIRARAK  SALDIRDI'

Deniz Aslan adlı işçi savunmasında suçlamaları reddedip İGA yönetiminden bir yöneticinin kendisine vatan haini diyip üstüne yürüdüğünü söyledi. İşçi İlker Kurt, "İnsanlar aylarca maaş alamıyorlardı, tahtakuruları arasında uyuyorduk. Jandarma geldi ve gaz bombası plastik mermi kullandı, jandarmaya karşı herhangi bir attığımız taş vs ye ilişin görüntü varsa görmek istiyorum" dedi.

'TAŞERON FİRMALAR YETKİLERİNİ KÖTÜ KULLANDI'

İşçi Murat Altıntaş ise savunmasında havalimanı koşullarından bahsederek suçlamaları kabul etmediğini anlattı: "Taşeron firmalar yetkilerini kötü kullandılar. Mesela 2 ay geçmeden işten çıkamıyordunuz, kendileri çıkış vermezse havalimanında başka bir yerde iş bulamıyorsunuz. Çünkü taşeron patron temyiz kağıdı vermediği için o sıkıntılı işte çalışmak zorunda kalıyordunuz. Nöbetçi mahkemeye çıktığımda hakim bana sadece lehime olan şeyleri söyledi, o nedenle kabul ettim, taş ve benzeri suçlamalarını kabul etmiyorum" dedi.

'BİZ DEVLETE KARŞI SUÇ İŞLEMEDİK, PATRONA İSYAN ETTİK'

İşçi Diyar Bozkurt savunmasında tahtakurusu şikayetlerinin doktorlar tarafımnda ciddiye bile alınmadığına vurgu yaparak, "Eylem başlamadan önce hastaneye gittim, iğne yaptılar. Tahtakurusu için de gittim ama ciddiye almadılar, ilaçlamalarını istedik yapmadılar. Biz devlete karşı suç işlemedik, patrona isyan ettik. Haklıydık"

Mahkeme heyetine "Tahtakurularıyla ilgili sözlerime güvenmiyorsanız vücudumdaki izlere bakabilirsiniz" diyen Diyar'a hakim, "Ben doktor değilim" dedi. Göstermek için ısrar eden işçiden yerine oturmasını istedi.

Diyar Bozkurt, Jandarmanın İGA araçlarına ve yangın tüplerine zarar verdiğini anlatınca, işçilerin koğuşa zarar verip vermediğini soran hakime "Kesinlikle hayır" diyen Bozkurt, jandarmanın koğuşlara verdiği zararın işçilere yıkıldığını anlattı.

'İŞ CİNAYETLERİNDEN İGA SORUMLUDUR. SORUNLARIN GİDERİLMESİ 1 GÜNLERİNİ ALIRDI'

İnşaat - İş Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karadaş savunmasında İGA'nın işçiyi ve sendikacıları aşşağıladığını ifade etti:

"Suçlamaların hepsi geçersiz baştan belirteyim. Ben burada şuna değineceğim. İddianamede şöyle bir ifade kullanılmış: 'Sözde sendika olan'. Bu ifadeler İGA'ya aittir. İGA'nın dediği 'Siz haklısınız ama ben sizi göremedim, çok işim var siz gidin çalışın'. İşçilerin dediği ise 'Aga ben tahtakurularıyla yatacak mıyım, servis sorunum çözülecek mi?' Taleplerin giderilmesi İGA'nın bir gününü alırdı. Ama bu İGA katil şebekesi 'Giidin çalışın' dedi. Onlar taleplerin altına imza atsalardı işçiler zaten çalışmaya devam edecekti. Ben sendikacıyım, beş yıldır basın sözcüğü yapıyorum. Ben hiçbir görüşmede patronla kolluk güçleri tarafından tehdit edilmedim. Basın sözcüsüyüm, bu benim görevim. Özkan arkadaşımızla iletişim halindeydik. Özkan'la şunu konuştuk, işçilerden taleplerini alalım, yakmaya yıkmaya bu iş çözülmez. Önlemler alınmış olsaydı işçi arkadaşlarımız ölmezdi. Bu şantiyedeki olayları basından sosyal medyadan izledim. Tahtakurularını da servis ve diğer sorunları da.

HAKİM, SENDİKACIYA 'NEDEN ORDAYDIN' DİYE SORDU

Duruşmanın en ilginç sorusu yine yemekhanede işçi yargılayan mahkeme başkanından geldi. Hakim, İnşaat-İş sendikası yöneticilerinden tutuklu Özkan Özkanlı'ya eylemleri kast ederek neden orada olduğunu sordu. Özkanlı da doğal olarak, "Bir sendikacı olarak işim bu" yanıtı verdi.

SÖZÜMÜZ VE ÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZ DIŞINDA SİLAHIMIZ YOK

Hakim bu kez Dev Yapı- İş Başkanı Özgür Karabulut'a eylem sırasında silah kullanıp kullanmadığı sorusu yöneltti. Karabulut hakime, "Sözümüz ve üretimden gelen gücümüz dışında bir silahımız yoktur" yanıtı verdi:

"Yetkililerle yapılan toplantıdan sonra işçilere yönelik konuşma yaptım. İşçilere kölece çalışma koşullarına karşı iş bırakma çağrısı yaptım. Konuşurken işçilerin bir kısmı alkışladı bir kısmı da plastik baretleri ile ses çıkarmak için demirlere vurdu. Buna kamu malına zarar deniyor. Plastik madde demire zarar veriyorsa burada ben suçluyum çünkü işçilere beni desteklemek ses çıkartmak için böyle yaptı. 

Daha önce Şubat aylarında da 3.havalimanı şantiyesinde büyük eylemler oldu. Eylemlerin ardından 'tamam sorunlar çözülecek' deniyor ama bir süre sonra sorunlar yeniden devam ediyor. Düşünün burada 36 bin var ama giren çıkan işçi sayısı 250 bini buluyor. Giren kaçıyor."

İşçi ve sendikacıların ardından avukatlar müvekkillerini savunmaya başladı. Avukatların savunmaları özetle şöyle: 

Av. Ahmet Baran Çelik: "Bu işçiler insani koşullarda çalışmak ve emeklerinin karşılığını alabilmek için usulüne uygun bir şekilde taleplerde bulundular. Ama adli ve idari birimler tarafından onlara çok farklı cevaplar verildi. İşkence boyutunda muamelelerle gözaltına alındılar."

Av. Tamer Doğan: "Anlatılması gerekenleri sendikacı ve işçi arkadaşlar anlattılar. Dosyadaki absürd bir durumdan örnek vermek istiyorum: Yusuf, Yunus ve Anıl Deniz bir gün sonra işçilerin olmadığı bir alanda gözaltına alınıyorlar. Yani suçlanan dört maddeyi yapmış olamazlar. Absürd durumlardan biri de müvekkillerimizden Mehmet Celal Demir'in eylemler sırasında kaldırımda çekirdek yerken fotoğrafı olması. Ben müvekkillerimden çoğunun 8 gün şantiyede su akmadığı için gölette yıkandığını biliyorum."

Av. Kazım Bayraktar: "Tüm suçlamalar bir çuvala konulmuş. Sanki İGA müvekkillerimiz için 'Hepsini tutuklayın' demiş de tutuklanmış gibiler. Sermayenin kendisine vermiş olduğu yeleği ateşe atan işçiler suçlu değildir."

ARTI TV. DURUŞMADA YAŞANANLARI CANLI YAYINLADI

 

468x60 -->

    Yorumlar

Admatic Scroll 300x250 Ad Code START --> Admatic Scroll 300x250 Ad Code END -->
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV