Yabancı erkek neden kıskanmıyor
24 Ekim 2019 Perşembe

Artvin’i parsel parsel sattılar: Cengiz-Kalyon ortaklığına Cerattepe’de üç yeni ruhsat

Yabancı erkek neden kıskanmıyor

22 Eylül 2019 Pazar 13:58
Bu haber 1058 kez okundu
Yabancı erkek neden kıskanmıyor
 Tamam, sakin olun, her şey yolunda; geçen hafta yazı yazamadım ve siz perişansınız, özlem, hasret ve meraktan uyuyamadınız, doğru değil mi?

Bir iyi bir de kötü haberim var.

Yeni bir eve taşındık, mesele bu.

Yani iyi haber bu.

Tam yazı günüme denk geldi taşınma telaşı, bizim meslekte yazı son dakika yazılır, öyle yedek yapayım, bir kenara atayım söz konusu olamaz…

Bir de ehliyet sınavına girdim, bahsetmiştim size. İki stresi bir arada yaşadım, merak ediyorsanız söyleyeyim ehliyeti alamadım (dalga geçmeyin sakın, neredeyse iğne deliğine park ettim, sıfır hata yani ve fakat sinyal vermedim diye başarısız oldum), kötü haber de bu…

Tarihe doğaya mimariye ve sanata düşkün okuyucuma evden bahsetmem lazım.

TAVAN YÜKSEKLİĞİ ON METRE

Londra’dan bir saat kadar uzağız.

Bir kasabada yaşıyoruz artık, 1800’lü yıllarda inşa edilmiş bir okul binası burası. Frances Ashton isimli hayırsever bir kadının vasiyeti üzerine yapılmış okul, 9-13 yaş arası erkek çocuklara 2016’ya kadar hizmet vermiş ve şehir konseyinin kararıyla kapanmış.

Hikaye şu, eski okul binasını olduğu gibi muhafaza ederek ve benzer yapılar ekleyerek yüz küsur daireden oluşan bir siteye çevirmişler. Aklınıza hemen TOKİ’imsi binalar gelmesin, binaların dışı 1800’lerde yapıldığı gibi, ana bina 19 bölüme ayrılmış, irili ufaklı ve her birinin ayrı girişi olan, hepsi de müstakil havasında daireler çıkmış ortaya, tavan yükseklikleri on metre falan. Evin salon pencereleri 4 metreden yüksek, minik renkli camlardan oluşuyor, katedral camı gibi.

Eski binaları korumak, gözlerinin içi gibi bakmak konusunda harika bu adamlar, pekala AVM veya butik otel veya yemek yerken bir servet ödenecek lokanta falan yapılabilirdi ama hayır birinci maksat daha fazla para kazanmak değil.

BBC’Yİ KESİYORUM BİR YANDAN

Binalara çürük raporu almak veya nedensiz çıkan bir yangına kurban etmek akıllarına gelmiyor. İktidara yakın müteahhitlere/işadamlarına peşkeş çekmek de.

İyi ki de gelmiyor, evde sesim yankılana yankılana konuşuyorum, renkli camların duvara yansıttığı gökkuşağına bakıyorum, ahşap tavanı izliyorum, ahşap parkelere bastıkça çıkan seslerle dans ediyorum, eskiden konferans salonu olan evimizde neler yaşandı merak ediyor ve hayallere dalıyorum…

Aa, bir de evin hemen arkasındaki parkın yanında BBC’nin bir radyo istasyonu var, o da başka hayallere dalmama sebep oluyor. Sabahları parka gidip sincaplara mama verirken ve kahvemi içerken BBC’ye girip çıkanlara bakıyorum…

Ev taşıma telaşını illa bilirsiniz, son bir aydır ne gazete okudum ne film izledim, dünyadan haberim yok. Hızlıca Twitter’a göz atıyorum, Youtube habercilerine bakıyorum o kadar…

Yine bizim, yani gazeteci kökenlilerin zaafı işte, altı saat kadar haber okumayınca dünyadan haberim yok sanıyorsun.

Bu hafta itibarıyla hayata döndüm, sosyalleşmeye başladım.

SİZ ERKEK MİSİNİZ ARKADAŞ?

Hemen her gün bir başka mekanda kahve içiyor ve kadınlarla sohbet ediyorum.

İngiliz ama aslında medeni ülke erkeklerini merak ediyorum.

Kıskanmıyorlar mı arkadaş!

Kıskançlık bizim coğrafyaya mı bahşedildi sadece?

Kadınlar istedikleri gibi giyinip, istedikleri gibi makyaj yapıp, istedikleri şekilde konuşuyor, istedikleri hayatı yaşıyorlar.

Adamlar kuzu gibi yanlarında, neredeyse göbeğine kadar göğüs dekoltesi yapmış bir kadın (hava hala sıcak burada, haliyle şaşırdılar bir miktar) ve gayet düzgün giyimli bir adam çapraz masada oturuyor. Yeminle, elimi atıp elbiseyi yukarı çekmek istedim, o denli derin bir dekolte. Yok adamın umurunda değil.

Bir başka kadınla adam geliyor, kadının eteği kısacık, cillop gibi bacakları da yok hani, biraz selülitli ve fazlaca beyaz.

İlginç bir şekilde özgürlüklerini kıskanır oldum, yok benim bir derdim yok dekolteden yana. Memleket kadınları gönül rahatlığıyla giyinemiyor bile, ona üzülüyorum. Bırakın diğer özgürlükleri…

HER KADINA İTALYAN KOCA

Bir ara yazdığı kitaplarla gündeme sıkça gelen fıstık gibi bir yazarımız vardı, Elif Kask, hatırlayan vardır mutlaka. Yüz bin takipçisi var İnstagram’da, en güzel sosyal medya fenomenlerinden…

Elif bir İtalyan erkekle evlendi, soyadı Pisacane oldu, bir evi LA’de bir evi Milano’da, dünyayı geziyor, Hollywood starları gibi giyiniyor. Her gün saçı makyajı dört dörtlük. Bir gün sade bir kıyafetle, bir gün spor ayakkabıyla görmedim (Instagram’dan takip ediyorum, her anını paylaşıyor, oradan biliyorum ve ona bayılıyorum).

Gittikleri lokantalarda, kafelerde “Aşkımmm” (ses tonu bile seksi) diyerek kocasını da görüntülüyor, adamcağız da sürekli gülümsüyor. Beline kadar sapsarı saçları olan, şahane vücutlu, "hot" ve sürekli "story" çeken ve kalın dudaklarını büzüştürerek ekrana öpücük atan bir kadın.

SORUN ELİF'TE DEĞİL, SORUN KOCADA...

Adam hiç mi karışmaz, “Yavrum yeri değil, bırak elinden telefonu” demez! Veya “O nasıl makyaj, alt tarafı İtalyan lokantasına geldik, spagetti yiyeceğiz, git rujunu değiştir” demez, ne bileyim “O daracık tulumu bir daha giyme demedim mi?” demez!!!

Demez.

Türk erkeği değilse demez arkadaş.

Kadınlarla konuşuyorum, yeni evimizi satın aldığımız satış ofisinde iki çok tatlı kadınla tanıştım.

Sohbet sırasında kadın ve erkek ilişkileri üzerine sorular sordum, onlar da soruyor haliyle.

İnsan açık seçik anlatamıyor ki, yani ne söylesem memleketi ve yurdum erkeğini şikayet ediyor gibi oluyorum.

2073 HEDEFİ BU OLMALI

Ey erkek okuyucu sen sen ol, medeni olmak istiyorsan ve kadının başarılı ve mutlu olsun istiyorsan, seni ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokma.

Sana ne, kadın ne giyerse giysin, açsın bacaklarını, memelerini, en fazla üşütür sistit olur, sana ne isterse palyaço makyajı yapsın, sana ne, sana ne?

Ama olmaz değil mi, yapamazsın, bir iki yüzyıl daha lazım…

Kadınlarla konuşuyorum ve aslında şunu anlıyorum artık, bizim adamlarla kadınlar birbirini insan olarak algılayamıyor.

Binaları korumak, tarihe mimariye sanata sahip çıkmak nasıl uzaksa, kadınla erkeğin normal bir iletişime geçmesi de bir o kadar uzak…

Bir, iki yüzyıl daha lazım.

Eşit olmak için, şehirleri ve doğayı katletmemek için…

BİR VİKİNG İLE BİR PORNO YILDIZI

Son anda aklıma geldi, konunun zirvesi aslında.

26 yaşında bir şef var, İsveçli, bakmaya doyamazsınız öyle yakışıklı, öyle tatlı bir çocukcağız, Robert Sandberd adı. Yıllık kazancı 400 bin dolar civarında, daha da artacak henüz çok genç. Şimdi bu çocukcağız, geçtiğimiz martta nişanlandı. Allah mutlu mesut etin, fakat konuyu deşmeden geçemeyeceğim. Zira az önce bahsettiğim "kıskançlık" konusunun zirvesi…

Mia Khalifa… Hadi hadi biliyorsunuz kim olduğunu. "Yetişkin film yıldızı" idi iki yıl öncesine kadar. 26 yaşında Beyrut’u, ailesiyle ABD’ye göçmüşler falan filan. Sonrasında bu kızcağız kendini porno film endüstrisi içinde bulmuş ve bir süre oyunculuk yapmış.

Stephen Sackur’ın sunduğu Hardtalk’ta izledim bir süre önce, yaptığı işten en fazla 12 bin dolar kazandığını, şu malum başörtüsü takarak çektiği filmlerden ötürü pişman olduğunu anlatıyordu. Instagram’da 17,5 milyon takipçisi var kızın. Onun da yıllık geliri ciddi rakamlara ulaşıyor, artık bir sosyal medya fenomeni. Futbolla yakından ilgili, maçlara gidiyor, memeler ortada pozlar veriyor…

Niye anlattım bunları.

Çünkü Viking şef Robert, Mia’ya evlenme teklif etti ve nişanlandılar…

Aman ne aşk yaşamak, ne fotoğraflar, ne öpücükler, ne iltifatlar.

Kusura bakmayın ama memlekette olsa, adam kadını salon penceresine yaklaştırmaz.

Merak ettiğim şey bu.

Bu kafaya nasıl geliniyor.

Porno yıldızı olmak, nasıl herhangi bir meslek gibi algılanıyor.

Başka söyleyecek bir sözüm yok…

Elif Aktuğ

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
  • batman'da büyük insanlık buluştu..
  • Nabız Gazetesi - Rize Haber , Rize Haberleri, Bölge Haberleri, Karadeniz Haber, Artvin Haberleri - 29 Mayıs 2015 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV