Hemşire İzmir'den seslendi."Kendimi silahsız, hiç korumasız savaş meydanına bırakılmış hissediyorum"

banner100

13 Ağustos 2020 Perşembe

Türüt’ün FETÖ’den yargılanması devam eden eşi !

Hemşire İzmir'den seslendi."Kendimi silahsız, hiç korumasız savaş meydanına bırakılmış hissediyorum"

İzmir'den yazan hemşire

28 Mart 2020 Cumartesi 20:35
Bu haber 783 kez okundu
Hemşire İzmir'den seslendi.

Kendimi silahsız savaş meydanına bırakılmış gibi hissediyorum

Evrensel'e mektup yazan bir hemşire neler yaşadığını anlattı: Kendimi şimdiden suçlamaya başladım ya aileme bulaştırırsam. 2 haftadır annem ve babamla görüşmüyorum ve daha ne kadar sürer bilmiyorum.

İzmir’den bir hemşire

Merhaba.

Ben İzmir’de üniversite hastanesinde çalışan bir hemşireyim. 20 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birçok bulaşıcı hastalığı olan, olma olasılığı olan hastayla çalıştım. Koktum mu? Bazen evet, bazen hayır. Şimdi korkuyor muyum: EVET.

Neden mi korkuyorum (Korkuyoruz) tanımadığımız bir düşman ordusu ile karşı karşıya olduğum (Olduğumuz) için.

Korona, pandemi, salgın hastalık, dezenfeksiyon… Sadece bizim aşina olduğumuz bu terimler artık herkesin dilinde. Hiçbir ülkenin hazır olmadığı bu duruma bir insan olarak, bir hemşire olarak  nasıl uyum sağlarım, ne hissetmeliyim, ne düşünmeliyim, nasıl beslenmeliyim, nasıl değiştirmeliyim alışkanlıklarımı… Normalleşebilecek miyim (miyiz?)

İnanılır gibi değil.

Daha 1 hafta önce dünya ülkelerinden duyduğumuz haberler bize çok uzak geliyordu, rakamlar çok küçük bu panik ne diye düşünüyordum, düşünüyorduk. Şimdi anladım, anladık ki ani ve hızla artan hasta sayısına yetişememekmiş sıkıntı. Ne sağlık çalışanları ne de malzeme yetiyor.Gelen yazışmaları bile okumaya yetişemiyoruz. Yayınlar, tedavi protokolleri, korunma protokolleri… Havada uçuyor.

ZATEN EKSİK ÇALIŞIYORDUK

Hastanede durumumuz  ne anlatayım sizlere. Biz zaten 250 hemşire eksiği ile çalışıyorduk. Evde kalmak bile rahatsız ediciyken olayın merkezinde olmak zor. Sonrasında eve gitmek ise tam bir vicdan azabı.

Kendimi silahsız, hiç korumasız savaş meydanına bırakılmış hissediyorum. İmdat çağrısına yanıt alamayacağımı bildiğim, bildiğimiz için susuyorum/susuyoruz. Hepimiz çok gerginiz ve herkes diğerinin daha gergin olduğunu söylüyor, herkes birbirine sakin ol diyor.

Günlük işleyişte bile malzemelerimiz yetersizdi, hasta odaları da yetersiz peki şimdi ne olacak? Her çalışan için günde 2 adet maske dağıtıyor hastane (Normalde 2 saatte bir değiştirilmesi gerekirken).

Sadece pozitif hastalar için N95 deniyor ama testin çıkması 5 günü buluyor. Formalarımızı her gün eve götürüp yıkamak zorundayız oysa bizim bile gitmememiz gerekirken.

Kendimi şimdiden suçlamaya başladım ya aileme bulaştırırsam.
2 haftadır annem ve babamla görüşmüyorum ve daha ne kadar sürer bilmiyorum.

İşin ekonomik boyutu da var.  Maskeler toplatıldığı için maske almak zorunda kaldık. 50 adet maskeye 150 TL , gözlük için 25 TL, N95 maskeye 50 TL vermek zorunda kaldım. Yüz siperi bulamadım, malzeme alıp yapmaya karar verdim, koruyucu gömlek çok sınırlı, kıyafetlerimi eve götürmek yani virüsü eve taşımak ayrıca sıkıntı. İş saatlerindeki belirsizlik nedeniyle arabayla gidip gelmeye başladım.
Beslenme ise başka bir sorun. Hastane yemekhaneyi kapattı ve kumanya sistemine geçti. Ekmek arasına bir dilim kaşar ve yarım biber koymuşlar, ayran ve elma vardı poşetin içine koyup göndermişler. Onlar da bizim gibi hazırlıksızlar. Sonuç mu yemeği  evden getirmek zorunda kalacağız. Ama benim bu yoğunlukta ve karmaşada eve gidip yemek yapacak ne halim ne de isteğim var. Neyse ki beni hem eşim hem de ailesi destekliyor. İyi ki varlar.

Oğlum 12 yaşında, eşim öğretmen olduğu ve bu süreçte evde olduğu için oğlum güvende (Benim hayatlarında olmamı saymazsak) . Ama birçok arkadaşım karı-koca sağlıkçı ve bakıcı arama derdindeler.  Oğlum beni aradığında biraz geç cevap versem korkuya kapılıyor  ‘Anne korktum iyi misin sende mi hastalandın. Eve gelebilecek misin?’ diye soruyor. Küçüçük çocuklarımız  bile gergin.  

‘Yaşlılar ölüyor daha çok’ deniliyor,  bu bizi rahatlatmalı mı?  Hayır, beni hiç rahatlatmıyor.

Yaşlı bir hastanın hastaneye gelişini görseniz, gözlerindeki umutsuzluğu... Sadece umutsuz, gözden çıkarılmış olmanın verdiği duygu hali her halinden okunuyordu. Canım acıdı onu öyle görünce. Ne zaman bu kadar acımasız olduk hepimiz. Bir de sadece onlara özel sokağa çıkma yasağı mı olur? Sonrasında gelen alay edici davranışlar videolar neydi öyle. Bu kararı alanlar bunu bangır bangır bağıranlar hiç mi düşünmedi. Şimdi size söylemek istediklerim var. Lütfen önce yaşadığınız hayatı sorgulayın ve aldığınız nefesin bile farkında olun.

Sonra yaşadığınız ülkeyi ve dünyayı sorgulayın. Maalesef dünya düzeni insanların sağlıklı, mutlu ve uzun yaşaması temelinde sürmüyor.  Biz insanlar çalışmak için yaşamamalıyız, yaşamak için çalışmalıyız.

Bu düzenin yanlış işlediğini gören gözlerimiz, hisseden kalbimiz bunu değiştirmek için elinden gelen  herşeyi yapmalı.

    Yorumlar

EN ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV