
KESK Genel Merkezi, SES ve Tüm-Bel-Sen genel merkezlerine düzenlenen polis baskınlarına Rize’den tepki geldi
Susmadık, Susmayacağız
Musa Yazıcı
KESK Genel Merkezi, SES ve Tüm-Bel-Sen genel merkezlerine düzenlenen baskını ve sendikacıların gözaltına alınmasına ülkenin dört biryanından tepkiler artarken bir tepkide Rize sağlık emekçileri sendikası (SES) den geldi.
Korkmadık, Korkmuyoruz, Susmadık, Susmayacağız, Baskılar Bizi Yıldıramaz diyen, baskınların kadın mücadelesine yönelik gerçekleştirildiğini belirten Rize SES şube başkanı Deniz Çelebi, konfederasyona yönelik istifaya zorlama, görevden çıkarma gibi engellemelerin yanında bir de gözaltı ve tutuklamaların artışına dikkat çekti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün resmi tatil olması temel talebi ile 8 Mart programının hazırlandığı bir dönemde gerçekleşen gözaltlıların manidar olduğunu belirten Çelebi, gözaltlılara yönelik tepkisini şu şekilde dile getirdi “Son yıllarda emek ve demokrasi güçleri olarak hiçbir dönemle kıyaslanmayacak düzeyde bir kuşatma altına alınıyoruz. Hemen her gün yapılan operasyon ve baskınlarla demokrasinin olmazsa olmazı kurumlarından sendikalarımızın, konfederasyonumuzun mücadelesi engellenmek isteniyor.
Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyelerinin sendikal faaliyetlerinden dolayı, istifaya zorlama, sürgün, görevden çıkarma gibi engellemelerle karşılaşması sıradan olaylar haline gelmişken çalışanlarımıza kadar uzanan gözaltı ve tutuklama operasyonlarında son dönemde ciddi artışlar yaşanmaktadır. Toplumun tüm muhalif kesimlerini hedefine alan bu politikaların arkasında siyasal iktidarın, emekçilerin giderek genişleyen fiili meşru mücadelesinden duyduğu korku bulunmaktadır.
Baskınlarda Ankara’da KESK Kadın Sekreterimiz Canan Çalağan, KESK eski Kadın Sekreterimiz Songül Morsümbül, SES Kadın Sekreterimiz Bedriye Yorgun, TÜM BEL-Sen Kadın Sekreterimiz Güler Elverenin de aralarında bulunduğu toplam 15 kadın yönetici ve üyemiz gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanların sayısının daha da artmasından kaygı duymaktayız.
Operasyon manidardır
“8 Mart’ın resmi tatil olması” temel talebi ile mücadele programımızı ilan ettiğimiz bir dönemde, 2009 yılından beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek Kadın yönetici ve üyelerimize yönelik bu operasyon manidardır. Kadına yönelik şiddet, taciz ve cinayetlerin arttığı bir dönemde kadın mücadelesinin öncülüğünü yapan KESK’in mücadelesini engellemeye yönelik operasyonu kınıyoruz.
Son olarak MİT olayında yaşandığı gibi ucu kendisine dokunduğunda yasaları eğip bükerek yargıyı, adaleti işlevsiz hale getirmek isteyenler her zaman olduğu gibi yine gündem saptırmanın peşindedir.
Bilindiği gibi milyonlarca kamu emekçisini ve ailelerinin yaşamını doğrudan ilgilendiren 4688 Sayılı Yasada değişiklik yapılması uzun bir süredir toplumun gündemindedir. KESK olarak kamu emekçilerini sefalet koşullarına mahkûm etmeyi amaçlayan bu yasa tasarısına karşı mücadeleyi ülke genelinde sürdürüyoruz. 21 Aralık tarihinde yüz binlerce kamu emekçisi bu yasa tasarısına geçit vermeyeceğini ve sefaleti kabul etmeyeceğini KESK’in çağrısıyla greve çıkarak göstermiştir. 21 Aralık grevimizin hemen ardından ve yasa tasarısının meclis gündemine geleceği bugünlerde mücadelemizi engellemeye dönük baskıların artmasının tesadüf olmadığını bir kez daha vurguluyoruz.
Temel hak ve özgürlükleri genişleteceğiz diyenlerin samimiyeti bu
Konfederasyonumuz üzerinde son yıllarda yoğunlaşan bu baskılar, temel hak ve özgürlüklerin genişletileceği bir anayasa hazırlığı içinde olduğunu öne sürenlerin, “yargı paketleri” hazırlayanların samimiyetini de göstermektedir.
Tamamıyla keyfi olarak yürütülen bu göz altılarla onurlu mücadelemizi sindirebileceğini sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Sendikal mücadelemiz üzerinde şaibe yaratarak, KESK ve bağlı sendikalarını kamuoyu nezdinde yıpratma amacı taşıyan baskıların bir parçası olan bu operasyonlar amacına ulaşamayacaktır.
Bilinmelidir ki hakikati dile getirmekten bir an olsun vazgeçmeden yürüttüğümüz mücadelemizde; şiddete karşı barışın sesini yükseltmekten, emekçilerin haklarına sahip çıkmaktan ve eşit, özgür, demokratik bir Türkiye talebini ifade etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Siyasal iktidarın büyük baskı ve gözaltı düzenine karşı onurlu ve kararlı duruşumuzdan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.
Bilinmelidir ki, üyelerimizin yarattığı ortak değerlerimiz ve mücadelemiz tüm yöneticilerimiz gözaltına alınsa dahi sürecektir. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı Konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımız üzerindeki baskılara, yıldırma ve sindirme uygulamalarına derhal son verilmelidir.
Emek ve demokrasi mücadelesini yükselterek her türlü hukuk dışı uygulamanın karşısında olmaya, gözaltına alınan, tutuklanan üyelerimizin haklarını her zeminde koruyup savunmaya devam edeceğiz” diye kaydetti

















